24
Eki

Adı Unutulmayan Tiyatrocu

   Yazan: Yunus Emre Tozal   Kategori söyleşi

Eyüp’teki mezarı başında anılan tiyatrocu derviş Hasan Nail Canat için doğum gününde, 25 Ekim Cumartesi 18.00 de bir etkinlik düzenlenecek. Eğitimci, radyocu, sinemacı, tiyatrocu yönlerinin konuşulacağı toplantıya sanat dünyasından geniş katılım bekleniyor.

21 Ekim Salı günü aramızdan ayrılan ve sevdiğine kavuşan Hasan Nail Canat, vefatının 4. yılında Eyüp’teki mezarı başında anıldı. Uzun yıllar tiyatro çalışması yapan ve Anadolu’nun yanı sıra yurt dışında da oyunlar sahneleyen Canat, son on yılında çeşitli belediyelerin açtığı tiyatro kurslarında dersler verdi. Vefatına kadar sahnelerden uzak durmayan, öğrenci yetiştiren Canat, vücuduna sinen yorgunluğa inat, derviş sabrıyla inandığı değerleri sahne diliyle anlatmaya devam etmişti. Eyüp’teki kabri başındaki anmaya tahmin edildiği gibi az kişi gelmedi. Uzun yıllar önce birbirinin izini kaybetmiş çok sayıda öğrencisi, arkadaşı bu kez bir araya geldi ve sohbetlerde Hasan Nail Canat konuşuldu. Hasan Nail Canat’ın eşi Sevim Canat, çocukları Hale, Mehmet Sefa’nın yanı sıra torunlarının da katıldığı anma etkinliğinde Cahit Zarifoğlu’nun eşi Berat Zarifoğlu, kızı Betül Zarifoğlu da Canat’ı yalnız bırakmadı. Üstadın talebelerinden ve aynı zamanda birlikte sahneyi paylaştığı sahne arkadaşlarından Fatih Mehmet Koç, Birol Cürgül, Bünyamin Yılmaz, Mustafa Yıldız, Tuba Karaduman, Nurcan Günaydın, Zeren Çelebi, Bilal Veli’nin de bir araya geldiği anma toplantısında Canat’ın tiyatrocu dostlarından İsmail Yeşilbağ, çeşitli zeminlerde bir araya geldiği sanatçıların vefalı dostu Abdurrrahman Şen, Bahçelievler eski Belediye Başkanı Muzaffer Doğan ve çok sayıda seveni hazır bulundu.

Hasan Nail Canat’la anma programı tertipleyen Birol Cürgül, Cumartesi akşamı 18.00’de Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi’nde (Kızlarağa Medresesi) Hasan Nail Canat’ı ele alan geniş katılımlı bir toplantının yapılacağını belirtti. Sahne, sinema, eğitim, radyo camiasından çok sayıda kişinin konuşmacı olarak katılacağı toplantı, Canat’ın farklı yönlerini de ortaya koymuş olacak. Toplantıda uzun yıllar çatısı altında hizmet ettiği belediyelerin neden kültür merkezlerine ismini vermediğini, dindar kimliği nedeniyle neden sessizce geçiştirildiği hakkında da konuşulacak.

Hasan Nail Canat’ın kızı Hale Canat: Çok Koştu Çok Yoruldu

– Hasan Nail Canat sanat dünyamıza yıllarca ışık tuttu. Onun sanatına dair neler söyleyeceksiniz?

– Babamın tiyatroya dair çok güzel bir sözü vardır: “Sanat, insanı, insana, insanla, insanca anlatma sanatıdır.” Hasan Nail Canat sahneden insanlara hakikati anlatırdı. O duruşuyla, davranışlarıyla birçok insana örnek oldu. Birçok gence “tiyatroyla bir şeyler yapılabilir” ümidini verdi. Çok koştu, çok yoruldu. Birilerinin beli ağrıyorsa bir başkasının yükünü taşıdığı için gerçeği Hasan Nail Canat ile örtüşüyor.

– Hasan Nail Canat tiyatroya “boş” gözle bakılan bir zamanda bizlere “tiyatro ile de bir şeyler yapılabilir” fikrini aşıladı. Tiyatroya birçok oyuncu kazandırdı. Hasan Nail Canat denilince aklınıza neler geliyor?

– Babam, öncelikle insanların bam telinin yerini çok iyi bilirdi. Sanat dünyasına kazandırdığı birçok sanatçıdan arka planda kalmayı tercih etti. Mütevazı bir insandı. Hasan Nail Canat’ı anlayabilenler, bir nefesin vücuda girmesi nasıl olurda insanın Allah’a inancını tekrar tekrar yenilerse, tıpkı O’nun gibi insanlar içindeki mevcudiyetin de, tek kişi olarak bulunmanın da toplum tarafından tıpkı bir nefesmiş gibi Allah’a inanmak gerektiğini hatırlattığı kanaatteyim.

– En çok ne üzerinde duruyordu?

– Şahsiyet ve karakter üzerinde duruyordu. Müslüman şahsiyetin oluşması için insanlara daima hakikatten bahsederdi. Allah’ı anlamak, kâinatı anlamak ve anlatabilmek…

Dindar İnsanları Tiyatroyla Barıştırdı

Hasan Nail Canat’ın damadı Birol Cürgül şunları söyledi: “Ölmeden önce anlaşılmadı, bugün maalesef yine çok az insan tarafından anlaşılan bir üstadımızdır Hasan Nail Canat. O tiyatroyu küçümseyen bir camiayı tiyatroyla barıştırmış, ahlakıyla, dürüstlüğüyle, davranış ve eylemleriyle bizlere örnek olmuştur. . Bizlere bıraktığı en değerli şey inançlı insan olarak sanat yapma etiğidir.”

61 yaşındaki Canat`ın, Necip Fazıl Kısakürek`in aynı adlı şiirinden esinlenerek yazdığı `Aynalar Yolumu Kesti` adlı oyunu, Üsküdar Belediyesi İftar Vapuru`nda Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım`ın önünde sergilenmiş, Canat`a plaket vermişti. Oyunun ardından Üsküdar Belediyesi Ramazan Hatıra Defteri`ne “Bu gece çok güzel ve gizemli” diye yazan Canat, 2004 yılında Gaziosmanpaşa’daki evinde sahur vakti geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etmişti.

Vefatından sonra Mesut Uçakan, bazı dizilerde ve filmlerde birlikte çalıştıklarını Hasan Nail`in sanat anlayışını, yalnızlığını şöyle anlatıyordu: ‘Gerçek sanatçılar hep yalnızdır. Hasan Nail de yalnız yaşadı ve zorluklar içinde tiyatro yaptı. En son vefatından bir hafta önce Fatih’te karşılaştık onunla, sohbet ettik. Allah rahmet eylesin.’

Abdurrahman Şen, Hasan Nail Canat`ın `tanınmadığı için` Altın Portakal`da hak ettiği ödülün verilmediğini belirterek, şu açıklamayı yapmıştı: ‘Çizme filminde canlandırmış olduğu sessiz radyocu rolüyle Altın Portakal`da en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü jüri oybirliğiyle Hasan Nail Canat`a verdi. Sonuçların açıklanması için bir araya gelindiğinde jüriden biri `İyi de biz bu adamı hiç tanımıyoruz.Bizim camiadan değil’ diyor. Ardından ’Ya hakikaten bunu bırakalım, öbür arkadaş şöyle bir şey söylemişti hem bize Boğaz`da balık sözü vardı` denilerek, ödülünü bir başkasına verdiler. Hasan Nail Canat`ın Çizme`deki ödülünü o sene bir başka oyuncuya verdiler, ama gönüllerde şampiyon olan oydu.Hasan Nail`in gönüllerde en iyi altın portakal ödülü vardı, ihtiyacı olmasa da…’

Canat; Çizme, Sürgün, Katırcı, Siyah Pelerinli Adam, Beşinci Boyut, Hasret, Camgöz ve Bize Nasıl Kıydınız adlı sinema filmlerinde ve Müslümanın 24 Saati ile Müslümanın 365 Günü adlı TV filmlerinde rol aldı. Aralarında Bir Avuç Ateş, Bir Küçük Osmancık Vardı, Gül Yarası, Yasemen`in de olduğu kitapları kaleme alan sanatçının Bir Küçük Osmancık Vardı adlı kitabı Milli Eğitim’in açıkladığı 100 Temel Eser arasına alınmıştı.

Birikimini Üsküdar ve Eminönü Belediyesi’nin yanı sıra çeşitli belediyelerin tiyatro kurslarında 10 yıldır gençlerle paylaşan Canat, uzun yıllar Türkiye’yi il il dolaştı.

Kayseri’de 1943 yılında doğan ve bu ilde başladığı sanat yaşamını İstanbul’da sürdüren Hasan Nail Canat, yaklaşık 10 yıldır Altunizade Kültür Merkezi’nde Üsküdar Belediyesi Tiyatrosu’nda oyunlarını sahneliyordu. Geleneksel tiyatronun örneklerini sunan Canat, ‘Keloğlan’, ‘Sokak Kızı Elif’, ‘Mindrella’, ‘Süper Bekçi’ gibi çocuk oyunları ile ‘Bir Avuç Ateş’, ‘Demedim mi?’, ‘Metropol ve Kadın’ adlı oyunlarını da yetişkinler için sahnelemişti. Altunizade Kültür Merkezi’nde çocuk ve yetişkinlere tiyatro eğitimi de veren Canat, ‘Bize Nasıl Kıydınız?’, ‘Beşinci Boyut’, ‘Sürgün’, ‘Çizme’, ‘Hasret’, ‘Siyah Pelerinli Adam’ adlı sinema filmleri ile ‘Camgöz’, ‘Deli Yürek’, ‘Ekmek Teknesi’, ‘Kalp Gözü’, ‘Müslüman’ın 365 Günü’, ‘Müslüman’ın 24 Saati’ adlı TV dizilerinde rol almıştı. ‘Gül Yarası’, ‘Yaralı Serçe’, ‘Yasemen’, ‘Nur Dağındaki Çocuk’, ‘Günahkâr Baba’, ‘Kırımlı Murat Destanı’ adlı kitapları da bulunan Hasan Nail Canat, evli ve 4 çocuk babasıydı.

Üstadın öğrencisi Tuba Karaduman: Hakikati Yaşayarak Anlatırdı

– Hasan Nail Canat’tan tiyatro dalında ders almış öğrencisi olarak, Hocanızdan en çok neyi aldınız?

– İnsanî değerleri Hocamızın davranışlarında, hareketlerinde görüyorduk. Bu müthiş bir tebliği yöntemidir. Hasan Nail Canat Hocamız sözünün eriydi ve hakikati sevdirerek, yaşayarak insanlara anlatırdı. Bazen hiç konuşmazdı, biz sükûtundan çok anlamlar, ibretler çıkarırdık.

– Bu manada insanla kâinat arasında bir bağ kurmaya çalışarak, çabalayarak aramızdan ayrıldı diyebilir miyiz?

– Elbette. Bu ünsiyetin bilincini anlatırdı bizlere. Tiyatro’nun hoş karşılanmadığı zamanlarda, insanların özelde Müslümanların tiyatroya “boş” gözlerle baktığı bir çağda, “tiyatro ile bir şeyler yapabiliriz”i oyunlarıyla gösterdi.

– Evet. Mustafa Akkad’ı örnek verebiliriz. Çağrı filmiyle kaç Müslümanın hakikati tanımasına vesile oldu. Müslümanlar sinemaya, tiyatroya bir dönem çok uzaktaydılar. Hasan Nail Canat da tiyatro ile birçok insana hakikati anlattı, eleştirilse de o tiyatroya, tiyatro hocalığına devam etti, kutlu yolda bildiğinden şaşmadı.

– Evet. Ben onun vesilesiyle bir birikime sahip oldum. Onun vesilesiyle tiyatro tutkunu oldum. Sonrasında ekip kurdum, yazarlık da yaptım. Hem yazdığım hem yönettiğim hem de oynadığım oyunlar da oldu çeşitli yerlerde. Şu anda da bir radyo programının metin yazarlığını yapıyorum.

– Maşallah, ondan aldığınız bu değerlerle sizde rotasını kaybetmiş gemilere deniz feneri olmaya çalışıyorsunuz.

Bu yolda olmaya çabalıyoruz. Ondan aldığım değerler ile yüreğimdeki binanın temelini attım. Onun vesilesiyle ‘bir şeyler yapabiliyorum’ hissiyatı içine büründüm. Bir örnek vermişti Hocamız. Bir gün tiyatro oyunundan sonra 20 yıldır içki içen ve bir türlü bırakamayan birisi, “Hocam ben sizin oyunuzu izledim ve 2 saatte içkiyi bıraktım” demişti. Olay budur yani.

– Yani insanları hakikate yönlendirmek.

Evet, bunu da sanat yoluyla yapıyordu Üstad. İnsanın 20 yıldır yapamadığı şeyi, 2 saatte yapabilmesi. Hasan Nail Canat bunu zevk için yapmıyordu. Güldürürken düşündürüyordu.

Yunus Emre Tozal

Milli Gazete, 24 Ekim 2008

24 Ekim 2008, 09:28 tarihinde söyleşi kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.


2 comments so far

bilal
 1 

Mekanı cennet olsun.benim ilk okuduğum kitaplardan ikisi,nur dağındaki çocuk ve yaralı serçeydi.o sıralar küçüktüm.ama çok etkilenmiştim.öldüğünü bilmiyordum.yeni kitap baskılarının üzerinde doğum ve ölüm yılını görünce üzüldüm.Allah rahmet eylesin.

05 Mart 10 Saat 16:53
yakup keles
 2 

allah rahmet eylesin.mekani mekani cennet olsun.takip edilecek buyuk insan

11 Ocak 11 Saat 15:49

Yorum Yapın

İsim (*Gerekli)
E-Posta (*Gerekli)
Site
Yorumunuz

*