9
Oca

Dünya Gazze’de Öldü!

   Yazan: Yunus Emre Tozal   Kategori deneme

palestine

 

Bir çocuk var orada, sesi yüreğimizi dağlıyor

Bir çocuk tüm dünyayı vicdanın çığlığına çağırıyor

Hanzala dönme yüzünü dünyaya,

Dünya gözyaşına bakmakla yetiniyor…

 

Ünlü Fransız entelektüel Bernard Henry Levi 1992–95 yılları arasında, tüm dünyanın gözleri önünde Avrupa’nın ortasında; Bosna’da yapılan katliamlara, soykırımlara karşı insanların, özellikle de Avrupa’nın suskun kalmasına dayanamayıp şöyle bir çığlıkla haykırmıştı: “Avrupa Saraybosna’da öldü.”

Şimdiyse tüm dünya Gazze’de olup bitenlere karşı izlemekle yetiniyor, bir çığlık da burada:
“Dünya Gazze’de öldü.”

18. yy.da Fransa’da Maurice Blondel’in L’action eseriyle başlatılan hareket felsefesi, insan hareketlerinin aile, toplum, vicdan, devlet, sosyal yaşam ve insanlık basamaklarından geçerek Allah’a doğru ilerlemekte olduğunu beyan ederek insanlığın ortak mirasına sunuldu. Blondel’in hareket felsefesinde hem zihnî hem eylemsel bir hareketlilik olduğundan, haksızlığa karşı çıkmanın, haksızlık karşısında sonuç alınabilecek en önemli tavırlara, davranışlara nasıl ulaşılır sorusunun cevabı da vardı.

İşte hareket felsefesinde bu nokta mühim:
İnsan en büyük savaşı gerçekleştirdiği yüreğiyle nasıl mücadele edecek?
Haksızlıklar karşısında en önemli duruşu, eylemi ne olmalı?
Katliamlara, soykırımlara karşı ne yapmalı, nasıl yapmalı, kiminle yapmalı?
Öyle duruşlar sergilemeli ki, bu vahşeti durduracak güçte olmalı…

Tarih boyunca özgürlük üzerine tekerrür etmiş savaşların, katliamların, soykırımların daha da ötesinde, insan kendi kendini katletmiş, kendisine ihanet ederek aslında tüm insanlığa ihanet etmiştir. Kendisine ihanet eden insan, diğer insanların özgürlüklerini, yaşama haklarını ellerinden almaya çalışmış, menfaat için gözünü kırpmadan vahşice öldürmekten çekinmemiştir. Bugün İsrail, insanlık tarihinin en büyük vahşetine imza atıyor, psikolojik olarak da Filistin halkını etkileyebilmek için özellikle çocukları, bebekleri öldürüyor. Okulları bombalıyor.

Devletler kınamalar filan gönderiyorlar.
Bildiriler filan hazırlıyorlar.
Yürüyüşler filan yapılıyor.
Bayraklar filan yakılıyor.
Manifestolar filan hazırlanıyor.
Ama Filistinli çocuk Hanzala’nın yüzündeki o küskün bakış değişmiyor, savaş bitmiyor, füzeler ve misket bombaları rüyaları kâbusa çevirmeye devam ediyor.

Filistin’de doğan her çocuğun anne karnından indikten sonra taş atmayı öğrenmesinin bedelini kim ödeyecek? Hanzala’nın tüm dünyaya arkasını dönmesini nasıl açıklayabileceğiz?

Filistin’de katliam yapılıyor. Gazze’de kuşlar bile ya vuruluyor ya kafese kapatılıyor. Filistin’de tüm çocukların isimleri Hanzala’dır ve tüm Hanzalalar yapılan bu katliamlara; kirli emellere; sesi çıkmayan insanlığa karşı arkasını dönüyor. Dünyayı cehenneme çeviren insanoğlunun materyalist kapitalist ve Siyonist zihniyetine, vahşiliğine, gaddarlığına, zalimliğine karşı lanetler ediliyor, eylemler yapılıyor, imza kampanyaları yapılıyor. Ama sanki unutulan bir şey var. Hem de çok mühim bir şey. Şu anda bile bir çocuk ölüyor, bir çocuk yardım bekliyor, bir çocuk ağlıyor, insanlar yok ediliyor. Savaş devam ediyor, birileri nefes almaya çalışıyor, birileri üzerine çöken binanın altında haykırıyor.

Filistin sorununu dünyaya hayatın her alanıyla anlatılmaya çalışılması, hareket felsefesinin ontolojisinde varolan, ruhun metafizik ayaklanmasıyla; insanın isyanın iradesinin sorumluluğunu üstlenmesiyle; insanı insan yapan değer anlaşılarak, hayata geçirilerek; insana hayatın bizzat kendisinin hareket olduğu hakikati tanıma tutkusunun yaptıracağı, vicdani bir sorumluluktur.

Mahmut Derviş, şiirleriyle bu sorunu tüm dünyaya taşımış, okuyanların yüreklerinde sessiz kalan seslerinin çığlığa dönüşmesine vesile olmuştur. Çünkü Mahmut Derviş bir çığlıktır. Naci El Ali karikatürleriyle Filistinli çocuk Hanzala’nın uğradığı haksızlıkları bir karikatürde anlata gelmiş önemli entelektüellerdendir. Çığlığını karikatürlerine yansıtmıştır.

Biz çığlığımızı hangi alana yansıtabiliyoruz?
Öfkemiz sadece öfke olarak mı kalıyor?

Hatırlayın Bosna Hersek’in bağımsızlığında Aliya’nın tutumunu. Aliya ve arkadaşları asla şiddete sadece şiddet uygulayarak cevap vermemiş, bir yandan felsefe, sosyoloji, şiir gibi hayatın her alanıyla da ilgilenerek ve ilgilenilmesinin gerektiğini ifade ederek Bosna Hersek’in özgürlüğü için her yoldan mücadele etmişlerdir.

Filistin’in özgür kalabilmesini mi istiyoruz?
Vahşetin bir an önce bitmesini mi istiyoruz?

Bildiriler, mitingler, eylemler, lanet etmeler, küfretmeler, imza kampanyaları, Facebookta grup kurmalar, slogan atmalar, ses çıkarmayı sadece ve sadece haykırmak zannedip haykırmalar vesaire vesaire yetmeyecektir. Kin beslemekle de fayda sağlanmıyor, çözüm üretilmiyor. Hem evrensel mesaj Kuran’da şöyle bir ayet var: “Bir Topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin. Adil olun. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır.”

Devamını oku »