13
Haz

Medeniyetimizin Yitik Değerleri: İslam Bilim Teknolojileri Müzesi

   Yazan: Yunus Emre Tozal   Kategori deneme

Müzeye Girişteki Gökküre

Endülüs, İstanbul, Bağdat, Kudüs, Şam, Yemen… Gözü yaşlı medeniyetimizin yitik bırakılmış huzmeleri. Yüreklerde tekrardan keşfedilmeyi ve fethedilmeyi bekleyen, bizi “biz” yapan, bir madalyon gibi boynumuzda taşımamız gereken değerlerimiz…

Geçtiğimiz hafta Gülhane Parkı’nda İslam Bilim Teknolojileri Müzesi açıldı. Gülhane Parkı içindeki Has Ahırlar Binası’nda hizmet verecek olan İstanbul İslam, Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi için İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kültür Bakanlığı ve Prof. Dr. Fuat Sezgin ile ortak bir çalışma yaparak dünyanın ilk ‘İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’ni İstanbul’a kazandırdı. Törende konuşan Başbakan Erdoğan, “Burada sergilenen eserler medeniyet tarihi yazımında düşülen çok temel bir yanılgıyı düzeltme imkânı verecek” dedi.

“from imagination to reality, from drawing to material

hayalden gerçeğe, çizimden malzemeye”

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA), TÜBİTAK, Frankfurt Goethe Üniversitesi Arap İslam Bilimleri Tarihi Enstitüsü ve Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan protokol çerçevesinde kurulan müzede, Frankfurt Üniversitesi Arap İslam Bilimleri Enstitüsü tarafından kaynaklardaki tarif ve resimlere, çok küçük bir kısmı da günümüze ulaşan orijinal cihazlara dayanarak hazırlanan, Müslümanların 8. ve 16. yüzyıllar arasında gerçekleştirdikleri alet ve cihazların örnekleri sergileniyor.

Evrenin ahengini anlamaya çalışan İslam filozofları, yaptıkları aletlerle yıldızlarla iletişim kurmaya çabalamış, kâinatı okuyarak kâinatta var olan müthiş koroda insanın varoluşunun hikmetini idrak etmeye çalışmışlar. İbn Heysem “Evren bütün değişimlerine rağmen bir düzen ve bütün ayrıntılarına rağmen bir ahenk içindedir” sözüyle anlamın kapısını aralamış. Evrendeki müthiş koro hakkında müzede Şerif Muhiddin Targan’ın şu sözü dikkat çekicidir: “Kâinatın bir lisanı vardır, o lisan musikidir.”

Klasik Osmanlı Türk mimarisinde dahi ve sivil bütün binalarda asırlardır kullanılan en küçük ölçü birimi “Târ-ı Ankebut” yani “Örümcek Ağı” ile yapılmış kuleler, Rasathaneler, Darüşşifalar, yapay mücevher imalatı için yapılmış fırınlar, Hekim ve Kimyacı Ebu Bekr Er Râzi’nin “metalleri eritmek, ametalleri işlemek” amacıyla yaptığı fonksiyon hesapları, İbn Heysem’in aksidental ışığın doğrusal cereyan ettiğini ispatlamak için kurduğu deney düzenekleri…

Kendi türünde ‘dünyada ilk’ olan “İslam Bilim ve Teknoloji Müzesi”nde Müslüman bilginlerin kurdukları kimyasal düzenekler ile rasathane, hastane, üniversite gibi kurumsal eserler de görsel olarak yer alıyor. İlk etapta 140 eserin sergileneceği ve zamanla bu eserlerin sayısının 800’ü bulacağı müzede, ayrıca “Bilimler Tarihi Kütüphanesi” de yer alıyor. 3 bina içerisinde 550 metrekare alanda faaliyet gösteren müze, Rönesans’ın İslam kültür çevresinde 8. yüzyıldan 16. yüzyıla kadar devam eden bilimsel çalışma ve başarılara dayandığını gözler önüne seriyor. Prof. Fuat Sezgin’in katkılarıyla oluşturulan müzede astronomi, coğrafya, deniz bilimleri, saat teknolojisi, geometri, optik, tıp, kimya, maden, fizik ve mekanik, savaş teknolojisi ve mimarlık dallarındaki eserler ve aletler yer alıyor. Devamını oku »