18
Eyl

Balkanların İncisi Medeniyetimizin Hilâli Bosna-Hersek

   Yazan: Yunus Emre Tozal   Kategori gezi

Aşkın Yeşerdiği Topraklar

Medeniyetimizin dört mihenk taşı: İstanbul – Kudüs – Endülüs – Bosna. Dört temel sütunun Balkan durağı; aşkın şehri: Bosna Hersek. 11 Temmuz 1995 tarihinde Srebrenitsa’da yapılan katliamın 13. yıldönümünün üzerinden 5 gün sonra: 16 Temmuz 2008 tarihinde Bosna Hersek topraklarındayız. Akif Emre Srebrenitsa için şöyle diyor: “Srebrenitsa Boşnakların Çanakkalesi’dir. Müslüman Boşnaklar var olacaklarsa bunun teminatı olarak kendi Çanakkaleleri’ne sahip çıktıkları kadar var olacaklardır. Biz de onlarla birlikte Srebrenitsa Çanakkalesi’ni içimizde yaşattığımız nispette var olacağız demektir. Bosna’nın Çanakkalesi’nde dikilen her mezar taşı bu toprakların tapusu olacak.”

1995 yılına kadar ismi Bosna olan ülke, 21 Kasım 1995’te Dayton Barış Antlaşmasıyla bir dükalık olan Hersek dükalığının da kendi isteğiyle Bosna’ya katılmak istemesiyle devletin ismi “Bosna – Hersek” olarak değiştirilmiş.

Atatürk Havalimanı’nda başlayan ve yaklaşık iki buçuk saat süren uçuşun ardından artık Avrupa’nın Kudüs’ü sayılan Bosna-Hersek topraklarındayız. Bizler bulutların arasından alçalmaya başladığımızda yeşilin her tonuna sahip olan İgman dağlarını izlerken, Hüseyin Kansu Hocamız bizlere Bosna’yı anlatıyor.

Söylenenlere göre “Allah aşkı dağıtırken % 90lık kısmını Boşnaklara, kalan % 10luk kısmı diğer halklara“ dağıtmış. Buraya gelip de âşık olmamak mümkün değil. 1463 yılında Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedilen Bosna Hersek, fethedilmeden önce Hıristiyan bir toplum idi. Ancak Hıristiyanlıkta öyle bir mezhebe bağlılardı ki, Allah’ın birliğine iman eden Bogomil mezhebindeydiler. Hıristiyanlığın diğer mezheplerinde bulunan teslis inancına sahip olmayıp, tek Tanrı akidesine inanan, iman eden Boşnaklar, İslam’ı tanımaları ve hemen iman etmeleri çok kolay olmuş. Fetihle beraber kendi istekleri ile Müslüman olmuşlar. Bu yüzden de fetih sırasında Fatih Sultan Mehmed Han’a Müslüman olmak istediklerini belirtip iki dileklerinin olduklarını söylemişler. Fatih Sultan Mehmed Han büyük bir merasimle Bosna Halkının şehadetlerini dinledikten sonra Boşnakların isteklerinin ne olduğunu sormuş. Boşnaklar birinci olarak çocuklarının İstanbul’da eğitim görmelerini, ikinci olarak da toprak düzeninin değiştirilmemesini dilemişler. Fatih Sultan Mehmed Han’da kabul etmiş.

BİMTAŞ çalışanları ile düzenlenen bu gezi için öncelikle BİMTAŞ Genel Müdürü Ahmet Ağırman’a, Rehberimiz olan Türkiye – Bosna Hersek Parlamentolar arası Dostluk Grubu Başkanı Hüseyin Kansu’ya müteşekkiriz. Gezimize ara ara katılan Hakan Albayrak’ın eşi Emira Albayrak’a da katılımları ve yer yer açıklamaları için çok teşekkür ediyoruz. Bir sohbetimizde Emira Albayrak, “Hüseyin Bey şahittir, 15 sene öncesine kadar hiç Türk yoktu Bosna topraklarında. Bizler çalıştık, çabaladık, buralara birçok insanlar getirdik, buradan da birçok insan götürdük Türkiye’ye. Savaş boyunca ilgilenmek yetmez, ömür boyu ilgilenmek gerekiyor. Sizlerin de bu duyarlılığınızdan dolayı Allah razı olsun” deyip ömür boyu Bosnalılara Türkleri, Türklere de Bosnalıları anlatmak gerektiğinin altını çizmişti.

Gezi boyunca bizlere Bosna’yı, Osmanlı’nın inşa etmiş olduğu medeniyeti en büyük miras olarak sahiplenen Boşnak Halkını tanıtan Hüseyin Kansu, daha önceden Bosna hakkında yaptığı çalışmaları ile mütebessim Boşnak Halkını, Avrupa’nın ortasında yalnız bıraktığımız Saraybosna’yı gerek kitaplarla gerekse de konferanslarla tanıtmış, kendisini bu yola adamış.
“Mostar Köprüsü Yeniden Doğdu’’ konulu derleme fotoğraf sergisini Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, İstanbul’da ve Konya’da açmış.
Şu aralar Aliya İzzetbegoviç’in hayatını yazmakla meşgul olan Hüseyin Kansu, kitabı yayınladıktan sonra Türkiye’de ve tüm dünyada konferans serilerine başlayacaklarını belirterek şöyle konuşuyor: “Aliya’yı tüm İslam âlemine, tüm insanlığa tanıtmalıyız. Aliya hapishaneleri, kışlaları, siyasetin dâhil olduğu her birimi birer eğitim yuvasına çevirmiş, tevhidî duruşuyla tüm insanlığa bir ahlak abidesi olarak örnek olmuştur.’’

Vezirler Şehri Travnik ve Osman Efendi Recoviç Medresesi

Travnik, Osmanlı’ya 70 vezir vermiş tarihi kimliğiyle ön plana çıkan bir şehir. Savaştan sonra nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan Tranvik’te, bir fotoğraf karesine 7 cami sığdırabilmek mümkün. Dünyaca ünlü Yazar İvo Andriç’in Travnik Günlüğü isimli kitabını okuyanlar, Travnik’i daha iyi anlayacaklar.

Ülkemizde de tanınan Nobel ödüllü ünlü Yugoslav Roman Yazarı İvo Andriç 1892 Travnik doğumludur. Kendisine Nobel ödülünü kazandıran “Drina Köprüsü isimli romanı dışında dilimize çevrilen diğer eserleri şunlardır: Travnik Günlüğü, Ver Elini Çocukluk, Uğursuz Avlu, Irgat Siman, Bosna Hikâyeleri, Ömer Paşa.

Drina Nehri ve Köprüsü

Devamını oku »

4. sayfa« İlk sayfa...23456