30
Kas

Hazan Yaprağından Bir Katre: Safranbolu

   Yazan: Yunus Emre Tozal   Kategori gezi

Sonbahar ezgisinin ağlayışı
Lokum tadında rüyalarıyla bin bir gece masallarında
Yaşam burada dostlar,
Evlerin ahşap gıcırtılarında…

UNESCO tarafından dünya miras listesine alınmış, 1200’den fazla tescilli yapı bulunan ve nüfusunu mevcut konutlarıyla doyurabildiğinden gelişme konut alanlarına ihtiyacı olmayan, şirin mi şirin bir Anadolu ilçesi Safranbolu.

Bugün Dünya Kültür Mirasına dâhil edilen ve sit alanı olarak tespit edilen eski şehir merkezinde 1008 adet tarihi eser tescil edilmiş. Bu eserlerin arasında; 1 özel müze, 25 cami, 5 türbe, 8 tarihi çeşme, 5 hamam, 3 han, 1 tarihi saat kulesi, 1 güneş saati ve yüzlerce ev ve konak bulunmakta. Bunların dışında höyükler, tarihi köprüler ve kaya mezarları da bulunmaktadır. Müzekent Safranbolu, insanlara bir dönemin tarihi ve kültürel atmosferini yaşama imkânını sunarken, doğal güzellikleriyle de ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir. Ayrıca Yörük Köyü tarihi dokusunu koruyan önemli yerleşim birimlerinden birini teşkil eder.

Misafirperver halkının insanı modern dünyadan koparıp iç âleme götüren tebessümleri, İmren lokumları, evleri, yeşilin her türlü tonunu bulabileceğiniz doğası, Safran bitkisi… Japonların Safranbolu’na niçin akın akın geldiklerini anlayışla karşılamak lazım…

Sakızlı dondurma yaptıklarıyla baklavasıyla, hiç baklava yemeyen insanı bile baklavaya saygı duyan bir insan haline getiren mütevazı bir yer. Adını Safran adlı bitkiden alan Safranbolu, dünyada bu bitkinin yetiştiği nadir yerlerden biri. Ağırlığının yüz bin katı kadar sıvıyı sarıya boyayabilen ve kentin gözbebeği olan safran bitkisi burada yetişmekte.

Safranbolu’da evlerin neredeyse hiçbiri yolun kenarında değildir. Yollar diğer şehirlere oranla geniştir ve kenarlarında yine nispeten geniş kaldırımlar bulunur. Ve o kaldırımlardan sonra da bahçeleri vardır evlerin. Yani üzerinize üzerinize gelmez binalar. O kadar doğaldır ki şehrin yapısı, kendinizi bin bir gece masallarında sanırsınız. Modern bakış açısıyla oluşturulmuş bir şehir planlamasından uzaktır Safranbolu, değişmemiştir, bozulmamıştır. O yüzden de kendinize yakın hisseder, yüreğinizde uzakta; yitik bulunan bazı duyguların buralarda saklı olduğunu keşfedersiniz.

Safranbolu’ya gidenler hep doğanın uyanışına şahitlik etmek için bahar mevsiminde gitmeyi tavsiye ettilerse de bize sonbahar da gitmek nasip oldu. Pencerelerin önü, tenekelerin içine dikilmiş rengârenk sardunyalarla süslüydü. Yetiştirilmesi, çoğaltılması kolay, çeşitleri zengin, çiçek açma zamanı çok uzun olan Sardunyalar… Uygun şartlar altında sardunyalar, o zarif çiçeklerini yıl boyunca bizden esirgemediklerini haykırırcasına gülümsüyorlar pencerelerden…

Akşam karanlığı basınca, insan şöyle bir ürperiyor; bir mont, bir hırka alıveriyoruz. Sonbaharda geceler soğukça ve ıslakça… Düşlerimizi anlatıyoruz birbirimize. Gündüz rengârenk çiçekler bir cümbüş sunacak. Körpe dallar boynunu uzatacak, küçücük yapraklar sağa sola el uzatacak. Çiğ taneleri o yapraklardan toprağa damlayacak… Ah be sonbahar…

Safranbolu’da bahar, safran çiçeklerinin açmasıyla başlar. Fonda mora çalan dağlar vardır.

Hayatının baharında toprak olanları, ruhunda dirilişi gerçekleştirmek isteyenleri çağırıyor Safranbolu’nun ruhu.

Ben her sonbahar yok oluyorum; yeniden doğuyorum.
Ben her sonbahar acziyeti anlatan topraklarda ağlıyorum.

Karadeniz’e has güzelliklerin tamamına sahip olan Safranbolu, yemyeşil doğasıyla, güler yüzlü insanlarıyla insana “yaşamak, burada anlamlı…” dedirtecek güzelliğe sahip.

Safranbolu Evlerinin Tarihi

Safranbolu’nun adı antik dönemde tarihçi Homeros’un İlyada destanında Paplagonya olarak geçmektedir. Safranbolu’da sırası ile Hititler, Frigler, dolaylı yoldan Lidyalılar, Persler, Helenler, Romalılar, Selçuklular, Çobanoğluları, Candaroğulları ve Osmanlılar egemenlik kurmuşlardır. Safranbolu 1196 tarihinde Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan’ın oğlu Muhiddin Mesut Şah zamanında Türklerin eline geçmiştir. Tarihi süreç içerisinde ise 1213-1280 tarihleri arasında Çobanoğlularının, 1326-1354 tarihleri arasında Candaroğlullarının, 1354-1402 ve 1423 yılından itibaren de Osmanlıların egemenliğine girmiştir. Safranbolu 14. yüzyılın ortalarında ilk defa Osmanlı kontrolüne geçmiştir ve bu tarihten 1416’da tamamen fethedilene kadar Osmanlı Devleti ile Candaroğulları arasında bir sınır bölgesi olmuştur. Bölgeye Osmanlılar Yörükan-i Taraklı olarak bilinen çok sayıda Türkmen göçebeyi yerleştirmeye çalışmıştır ve şehrin ismi bu dönemden sonra Taraklı Borglu veya kısaca Borglu ve Borlu olarak adlandırılmıştır. 18. yüzyılın ortalarında Zağfiran Borlu kullanılmaya başlanmıştır ve daha sonra 19. yüzyılın ortasında kısa bir süre için Zağfiran Benderli kullanılmıştır fakat 19. yüzyılın son çeyreğinde Zağfiran Bolu olarak değişmiştir. En son olarak ise Zafranbolu ve daha sonra Safranbolu şekline dönüşmüştür.

Safranbolu, tarihi geçmişinde, en üstün ekonomik ve kültürel düzeyine Osmanlı döneminde ulaşmıştır. Kentin 17. yy da İstanbul-Sinop kervan yolu üzerinde önemli bir konaklama merkezi oluşu, kervansarayların yapılması bölgede ticaretin gelişimine olanak sağlayarak zenginleştirmiştir.

18. ve 19. yüzyıl Osmanlı kent dokusunu günümüze değin koruyabilen Safranbolu’daki tarihsel anıtların çoğu, Candaroğulları ve Osmanlı dönemlerindendir. Safranbolu’daki tarihsel anıtlar çoğunlukla kare ya da kareye yakın planlı, düz çatı ya da kubbe ile örtülü, moloz taştan yalın örneklerdir. O dönemin Safranbolu halkının yaşama biçimini, beğenisini, kültürünü, üstün yapı tekniğini yansıtan Safranbolu evleri yöre mimarisinin en dikkati çeken öğeleridir. Kalabalık aile yapısının, ekonomik zenginliğin ve yöredeki iklim özelliklerinin etkilerini taşıyan bu evler görkemli çatıları nedeniyle “Beş cepheli mimari eser” olarak nitelendirilmektedir.

Dar, kıvrımlı sokak dokusunu izleyen bu yapılar çoğunlukla yüksek duvarlar üzerine kurulmuş, dışa taşkın üst katlar yapıya estetik bir görünüm de kazandıran eli böğründelere oturtulmuştur. Ahşap çatkılı, taş ve kerpiç örgülü duvarlar beyaz badanalıdır. Meyve bahçeleri içindeki konumları, planları, selamlık köşkleri, iç düzenlemeleri, sedirlerle çevrili fıskiyeli havuzları, ahşap işleri (tavanlar, kapılar, dolaplar), yaşmaklı ocakları, geniş saçakları, kabaralı süslü halkalı kapıları ile Türk konut mimarlığının en özgün örneklerini oluşturan Safranbolu evleri İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Tarihi ve Restorasyon Enstitüsü’nün öncülüğündeki çalışmalarla koruma altına alınmış ve yöre sit alanı olarak belirlenmiştir.

Safranbolu Evleri ve Mimari Özellikleri

Safranbolu Evleri, yüzlerce yıllık bir süreçte oluşan Türk kent kültürünün günümüzde yaşamaya devam eden en önemli yapı taşlarıdır. İlçe merkezinde 18. ve 19.yy. ile 20.yy. başlarında yapılmış yaklaşık 2000 geleneksel Türk evi bulunmaktadır. Bu eserlerin 800 kadarı yasal koruma altındadır. Evler Safranbolu´nun iki ayrı kesiminde gruplanmış durumdadır. Birincisi “Şehir” diye bilinen ve kışlık olarak kullanılan kesim, ikincisi “Bağlar” diye bilinen ve yazlık olarak kullanılan kesim.

Hemen hemen herkesin bir kışlık bir de yazlık evi vardır. Yöre halkı kışın şehirdeki evinde yaşar ve yazın havaların ısınmasıyla Bağlardaki yazlık evine göçer. Ancak Anadolu’nun birçok yerinde olduğu gibi “Çarşı” üretim ve ticaret hayatı yazın da aynen sürer.

Safranbolu Evleri 2-3 katlı, 6-8 odalı, cumbalı, her odasında fazla sayıda penceresi olan ve odalarının her ayrıntısı büyük bir ustalıkla meydana getirilmiş yapılardır. Bu yapılarda taşın estetik kullanımı, ahşap işçiliğinin akıllara durgunluk veren kalitesi, tavan ve duvar süslemeleri, iç mekânlarda kurulmuş havuzlar, merdiven korkulukları ve nihayet kapı tokmakları… İnsanın düşlerinde kurguladığı eve şaşırtacak kadar benzeyen, seyredenleri hayran bırakacak kadar güzelliktedir. Arnavut kaldırımlı dar sokaklar insanları birbirine yaklaştırırken, evlerin cumbaları ve çıkmaları bu dar sokaklarda görünümü zenginleştirmektedir.

Tüm evler kendilerine göre daha merkezi konumdaki kamu binalarına, camilere ve anıt eserlere dönüktür. Hangi evden bakılırsa bakılsın manzara kapanmaz. Evlerin yakın plan cepheleri kör, uzak plan cepheleri açık ve birbirlerini izleyecek konumdadır.

Şehrin ortasında bulunan meydana yönelik yollar ve sokaklar tamamen Arnavut kaldırımlıdır. Anıt eserlerin avluları ve meydanlar da Arnavut kaldırımlıdır. Mevcut taş kaplama tarzı rutubeti en aza indiren, sel sularına karşı dayanıklı ve ağaç köklerinin yeterli su almasına uygun yapıdadır.

Safranbolu evinin boyutu ve biçimini belirleyen üç temel unsurdan söz edilebilir: Çok nüfuslu büyük aile yapısı, yağışlı iklim, kültürel ve maddi zenginlik. Bir ailede karı kocanın normal olarak iki ya da üç çocuğu vardır. Erkek evlat evlendirilince ona ayrı bir ev açılmaz, gelin aynı eve getirilir. Amcalar, yengeler, halalar ve torunlarında dâhil olduğu aile hep birlikte bir evde yaşarlar. Evin kadınına işlerde yardım etmek amacıyla evlerin çoğunda evlatlık kız bulunur. Evlatlık kız evin kızı gibi görülür.

Kalabalık aile yapısının yanında evlerde harem-selamlık ayrımı vardır. Ailelerin sahip olduğu hayvanlar evin zemin katındaki ahırlarda barındırılır. Yağışlı iklim nedeniyle kapalı alan ihtiyacı da fazladır. İnsan ve hayvan yiyecekleri, yakacak odunlar hepsi evin uygun bölümlerinde muhafaza edilirler. İşte tüm bunların sonucu olarak Safranbolu evleri büyük hacimlidir.

Doğa-insan-ev; sokak-ev, sokak-çarşı ilişkileri son derece düzenli ve dengelidir. Çevreye olduğu kadar komşuya da saygı egemendir. Hiçbir ev diğerinin görünüşünü engellemez. Evlerin yapımında taş, kerpiç ahşap ve alaturka kiremit kullanılmıştır. Bahçeler sokaktan taş duvarlarla ayrılmıştır.

Ev içi ve bahçeler yüksek duvarlarla ayrılmıştır, pencereler kafeslidir, kadın yabancı erkeğe görünmez. Bazen aynı evin içinde bile, kadınlar ve erkekler ayrı ayrı yaşarlar. Safranbolu´da selamlık ve harem olarak ikiye bölünmüş böyle evler vardır. Hacı Memişler Bağ evinde ve Kaymakamlar Evinde harem ve selamlık girişleri değişik katta iki ayrı sokaktan sağlanmıştır. Aile yaşantısını tedirgin etmeden kolay ulaşılabilen bir odası da selamlık olarak kullanılır. Selamlık odaları biraz daha özenlidir.

Evin girişinde zemin katta “hayat” vardır. Bu bölüm eğer taş kaplıysa “taşlık” adını alır. Burada ışık almayı sağlayan ahşap kafes “gliste” mevcuttur. Zemin katlarda ayrıca ahırlar, büyük kazan ocakları ve ambarlar bulunur.

Üst katlara ahşap ustalığının üstün örneklerini sergileyen merdivenlerle çıkılır. İkinci kat diğer katlara göre daha basıktır. Bu katta gerektiğinde yatak odası olarak da kullanılabilen bir mutfak bulunur. Gündelik yaşam orta katta geçer. Soğuk kış günlerinde bu katın ısıtılması daha kolay olur.

Üçüncü kat evlerde mükemmelliğe varılan noktadır. Bu katta tavanlar daha yüksektir. Odalara sekiz kenarlı bir çokgenden oluşan “sofa”nın daha kısa olan dört çapraz kenarından açılan kapılardan girilir. Odaların giriş kapıları köşelerdedir ve oda ile doğrudan teması kesen özel ahşap paravana düzeni bulunur. Odaların her biri bir çekirdek aileyi ya da bir aile yakının barındırabilecek tüm unsurlara sahip, bağımsız birim olarak tasarlanmıştır. Bu doğrultuda her odada ahşap dolapların (yüklük) içerisinde bugünün duş kabinlerini andıran gusülhaneler mevcuttur.

Safranbolu evlerindeki çıkmalar, evin dış görünümünü tek düzelikten kurtarır. Evlerin pencereleri çok özel biçimde tasarlanmış olup dar ve uzuncadır. Ahşap kanatlı pencerelerde ayrıca “muşabak” denilen kafesler bulunur.

Evlerde ısınma ocaklarla sağlanır. Ocaktan alınan közler mangala konarak taşınır. Katlar arasında zaman zaman tecrit malzemesi kullanılmış olsa da ahşap evlerde ısının muhafazası güçtür. Bu nedenle prensip mekânın değil insanın ısıtılmasıdır. Soba ise son dönemlerde kullanılmıştır.

Aydınlatma aracı gaz yağı lambasıdır. Son zamanlarda “lüks lamba” diye tanımlanan, daha büyük boyutlu ve daha fazla ışık veren lambalar kullanılmıştır.

Evlerin bazılarının içlerinde serinlik vermesi ve yangından korunmak amacıyla yapılmış olan havuzlar bulunmaktadır.

www.analitikbakis.com
Yunus Emre Tozal

30 Kasım 2008, 13:16 tarihinde gezi kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.


2 comments so far

Muhammet ÖREN
 1 

Bir Karabüklü ve Safranbolu’yu iyi tanıyan bir kişi olarak yazınız çok güzel

25 Ocak 09 Saat 15:51
elif zehra özdemir
 2 

şimdi kalkıp gidesi geliyor insanın.
bu nasıl güzel bir anlatımdır.
eyvallah ağzınıza sağlık..

19 Kasım 11 Saat 22:52

Yorum Yapın

İsim (*Gerekli)
E-Posta (*Gerekli)
Site
Yorumunuz

*