22
Tem

Ayraç’tan Ayrılış, Arka Kapak’a Başlangıç

   Yazan: Yunus Emre Tozal   Kategori haber

Arka Kapak
Bugün 22 Temmuz 2015. Bundan tam 6 yıl önce, 22 Temmuz 2009’da başlamıştı Ayraç macerası. Ayraç Kitap Dergisi’nin ilk sayısını hazırlamak için bir araya gelmiş, nasıl bir çıkış yapacağımız üzerine uzun uzun konuşmuştuk. Eleştirinin bu coğrafyanın tarihle, kültürle ve zihinsel gelişimindeki önemini o toplantıda daha iyi kavramıştım. Ayraç’ın edebiyat ortamına çıkış adımı eleştiriydi ve daha ilk sayısında da önemli eleştiri yazıları yayınlanmıştı.

İlkler önemlidir, çıkış yapmak adeta bir meydan okumadır. İlk sayının heyecanı ve getirdiği enerjisi bugünlere kadar devam etti. Unkapanı’nda Dama Severler Derneği’nde yaptığımız toplantılar, Süleymaniye buluşmalarımız, Taksim’de Kaçak Çay toplantıları, Orhan Veli Şiir Evi Söyleşileri, Sultanahmet’te çeşitli dergi ortamlarındaki tanışıklıklar ve Üsküdar’da Feridun Andaç ile yaptığımız analizler… 2009’dan bugüne birçok yerde Ayraç’ı konuştuk, dosya konularını planladık, yeni çıkan kitapları inceledik, kütüphaneleri gezdik. Şüphesiz çok şey kazandık, en başta okumalarımızı zenginleştirdik, harika söyleşiler yaptık ama en güzeli de çok güzel tanışıklıklar, dostluklar kazandık.

Bir dergi ortamında söyleşiler herhalde en önemli güzellikler olmalı. Benim için 11. sayıda Enis Batur’la evinde yaptığımız söyleşi unutulmazdı. Yaklaşık 3 saat o kadar kitabın arasında sanki zamandan kopup birer hakikat arayıcısına dönüşmüş ve “Türk Romanı ve Modernite” dosyasının izleğini tartışmıştık. Bejan Matur ile Cihangir’de yaptığımız söyleşi, Hüsamettin Arslan ile Sultanahmet’te Caferağa’da yaptığımız konuşma, Can Yayınları’nda harika çeviriler yapan Seçkin Selvi ile buluşmamız, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde kitap dolu odasında Suraiya Faroqhi ile tarih biliminin çıkışını ve kendi hayatındaki yerini konuşmamız, Murat Gülsoy, Ataol Behramoğlu, Haluk Levent, İlber Ortaylı, Mıgırdiç Margosyan, Kemal Sayar, Ali Köse, Rasim Özdenören, Hüsrev Hatemi, Mustafa Kutlu, Hasan Aycın, Hilmi Aydın, Mustafa Kara ve daha nice yazarla yaptığımız söyleşiler en unutulmaz kazanımlarımız oldu.

Edebiyat, eleştiri olmadan asla gelişme gösteremez. Bugün Türkiye’de edebiyat dergilerindeki en büyük eksiklik de eleştiridir. Herkes herkesin edebi ürününü, kitabını, makalesini görmek zorunda değildir ama en azından haberdar olmalı ve takip etmelidir. Her edebiyat dergisinin ayrı bir dünya oluşturduğu Türkiye’de, edebi ürün veren yazarlar, eleştiri olmadan birbirlerinin eksiklerini nasıl görecekler? Birbirlerini okuyacaklar, analiz edecekler tenkit edecekler ki daha iyiye daha güzele, daha olması gerekene ulaşabilelim değil mi? İşte kitap dergilerinin fonksiyonu budur. Geçmişten bugüne, Matbuat, Kitap Postası, Kitap Haber ve Virgül gibi dergiler bu fonksiyonla yayınlanmışlar ve eleştirmen yetişmesinin ortamına katkı sağlamışlardır.

Bugün Ayraç, bir çalışma grubu oluşturmuş, editör yetiştirmiş, eleştirinin gerekliliğini önemseyerek; edebiyat ortamının gelişiminin ancak eleştiriyle yapılabileceğini göstermiştir. Ayraç’ın mutfağında bu durum öyle güçlüdür ki, Türkiye’yi adeta iki kutba bölen Gezi Parkı meselesinde dahi böyle olmuştur. Çalışma Grubumuzda bulunan arkadaşlar çok zıt fikirlerde bulunmasına rağmen aynı masaya oturup fikirlerini birbirlerine savunmuşlar, analiz etmişler ve Ayraç’ın 49. sayısında da bu söyleşiler yayınlanmıştır.

Bugün itibariyle ilk 18 sayısının Editörlüğünü, 18. sayıdan 68. sayıya kadar Yayın Yönetmenliği’ni yaptığım Ayraç Kitap Dergisi’nden ayrılmış bulunuyorum. Editörlerden İsa Karaaslan ve Cemil Üzen de ayrıldılar. Şüphesiz Ayraç yine kendi yazarlarını ve kendi editörlerini yetiştirmeye devam edecektir. Geleneği oluşmuş bir dergi, her zaman yazar yetiştirebilir.

Bugün size bu ayrılık haberini vermekle birlikte bir de müjde vermek istiyorum. 1 Eylül’de yayın hayatına başlayacak Arka Kapak Kitap Dergisi’nde bulunacağız ve çalışmalarımıza orada devam edeceğiz.

Ayraç ilk çıktığında piyasada kitap dergileri arasında yayınlanan sadece Virgül Dergisi vardı. Ayraç’ın ilk sayısıyla Virgül’ün son 3 sayısı aynı anda kitapçılardaydı. Virgül kapandığında çok üzülmüştük, çünkü gerçekten iki dergi ortamı ve yazarlar da birbirinden beslenmeye başlamıştı. Hatta Virgül kapandığında bazı yazarlar Ayraç’ta yazmaya başlamıştı. Bu böyledir, kavga etmek için dergi çıkarılmaz; aksine muhabbet etmek için dergi çıkarılır. Eğer adımınızı böyle atarsanız karşılığını alırsınız. Virgül’de yazan yazarların Ayraç’a geçmesi de bu yüzdendir. Türkiye’de edebiyat dergilerinin bana kalırsa kapandıklarında yazarlarıyla beraber ortadan kaybolması, çıkış noktasındaki amaç ve niyetlerden kaynaklanmaktadır.

Arka Kapak’a gelecek olursak, Arka Kapak’ta daha farklı projeler ve çalışmalar planlanıyor. Her şey sürpriz olsun. Ama şu kadarını söylemiş olayım, e-kitabın ve nitelikli okur-yazarın bir araya geldiği, yayıncıların bulunduğu, ülke ülke araştırmalar yapılıp kitap okurlarının algısının masaya yatırıldığı, editör yetiştirileceği, uygulamalı atölyelerin yapılacağı bir kitap dergisi olacak Arka Kapak.

1 Eylül’de görüşmek üzere…

Yunus Emre Tozal