12
Ağu

Mine Sota: “Marsa Gidecek Otobüs Yolcusu Kalmasın!”

   Yazan: Yunus Emre Tozal   Kategori söyleşi

mine sota kitapları

Söyleşi: Yunus Emre Tozal

Mine Sota. Siz Adamı Gülmekten Öldürürsünüz, Düş Macunu, Hepimus İnsanuz, Gülme Başına Gelir Komşuna adında kitapları ile hoşça ve tebessüm dolu surat ifadesiyle vakit geçirebileceğiniz kitapların sahibi yazar. Minnesota’dan mülhem Gerçek Hayat dergisinde mizahi yazılar yazan, ironik, şaşırtan, afallatan yazıları bulunan, ne yazarsa yazsın onu okumamızın ve takip etmemizin farz olduğu bir yazarımız.

Carpe Diem kitap’ın değerli yazarlarından biri o. Kimi zaman otobüste kavga eden iki insanı gözlemleyen, kimi zaman minibüste şoföre laf yetiştiren bayanı tahlil eden, kimi zaman “kuyruk” kurbanı adamı anlatan, kimi zaman bir mahallenin engin hayal gücü okyanusunda yüzen sakinlerini anlattı bizlere. Uzaklardan değil, bizden bir Mine Sota… İçinizden, hayata mizahi bakış açısıyla baktığınız anlarda doğrulan ve mizahi bakış açısıyla hayatı kısa tahlillerle anlamanıza yardımcı olan kişilik. Mine Sota ile Son Kitabı gerek hayat gerek son kitabı Bi’şey söylüycem ama gülmek yok..!” üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik, kısık ateşte bir taşın fokurdayan sesiyle sımsıcak bir sohbete buyurun:

“Sahip olduğum kabiliyetleri doğru yolda harcamam gerektiğine inanan, çimenlere basmayan, vergisini ödeyen, haklıyım da haklıyım diye insanlara hak iddia etmeyen, her insan gibi arada bir sinirlenen ama çabuk sakinleşen bir insanım.”

-İnsanların kendilerine sorulan “kendinizi tanımlarsınız” sorusuna, 500 milyarlık kazık bir soru sorulmuş gibi bir an zınk diye durarak, kendilerini tanımıyorlarmış gibi “ıııııı..!” diye düşünerek hemen yanıt verememek gibi bir durumları vardır. Siz de ııııı’layanlardan mısınız? Bu soruyu size sorsak ne cevap verirsiniz?

Mine Sota: İnsan koskoca bir kâinatın çok küçük bir zerresidir. Bu açıdan bakarsak gözle dahi görülemeyen ufacık bir mikroorganizmayım. Bu ufacık organizma ucu bucağı belli olmayan evreni aklına sığdırabilir. Milyonlarca yıldızı barındıran güneş sisteminin benden haberi bile yoktur ama benim ondan haberim var. Bu açıdan bakarsak kâinattan büyüğüm. Bunca akla rağmen kalbimi kendim attıramayıp, ömrümü uzatamadığım için ben bir faniyim. Hangi açıdan bakarsak bakalım yaratılmış biriyim. Ve sahip olduğum kabiliyetleri doğru yolda harcamam gerektiğine inanan, çimenlere basmayan, vergisini ödeyen, haklıyım da haklıyım diye insanlara hak iddia etmeyen, her insan gibi arada bir sinirlenen ama çabuk sakinleşen bir insanım. Bu soruyu sorduğunuza soracağınıza pişman etmedim umarım.

Bunun dışındakilere gelince herkeste olan şeyler işte. Müzik dinlerim, çekirdek çitlerim falan filan. Öyle dağ sporlarıyla uğraşırım, İsviçre malı saat takarım, modacılar bana bayılır gibi özelliklerim yok. Bildiğiniz insan işte.

-Peki sizi en çok sinirlendiren ve sevindiren şey nedir?

Mine Sota: Yaptığı hataları başkasının yaptığını görünce var gücüyle eleştirme ve icabında akıl verme huyu ben en fitil eden şeydir. Bunu kim yaparsa yapsın gıcık olmam kaçınılmazdır. Bunun dışında yere tükürülmesi, hayvanlara hayvanoğlu hayvan muamelesi yapılması, ağaç kesilmesi, bir ölümlü olduğunu unutup, insanlara tepeden bakarak 10 aylık falan olduğunun düşünülmesi, ben evladıma çok güvenirim diyerek çoluk çocuğun salımına salınması beni hem çok üzer, hem de çok sinirlendirir. En sevindiren şeye gelince; karşılıksız iyilik yapmak…

“Hayatı eğlenceli bir lunapark olarak dahi düşünsek, onca oyuncağa binip eğlenecek para her zaman bulunamayacağı için, o eğlenceli ortamda bile somurtuk dolaşabiliriz.”

-Şaşırtıcı, afallatıcı, yer yer gülerken gözden yaş getirtici hikâyeler yazıyorsunuz. Hayata mizahi bakış açısıyla bakarken, ibret alma nazarını kaybetmiyorsunuz. Nasıl başladı bu bakış açısı?

Mine Sota: Bu öyle “bir köpeğim vardı, o benim her şeyimdi. Sonra bir arabanın altında böcürünce bütün hayatım değişti. Artık her şeye saf gibi gülüyorum” gibi bir şey değil. Hayatın zaten hem güldüren hem ağlatan bir kimyası var. Bakış açımında bu doğrultuda olması kaçınılmaz. Hayatı eğlenceli bir lunapark olarak dahi düşünsek, onca oyuncağa binip eğlenecek para her zaman bulunamayacağı için, o eğlenceli ortamda bile somurtuk dolaşabiliriz.

Devamını oku »