30
Ara

Tefekkür Kulesinden Hakikat Arayışına

   Yazan: Yunus Emre Tozal   Kategori deneme

7

 

Cemil Meriç, bu topraklarda birliğin, bir olmanın yolunu seçmiş, ideolojik kutuplaşmaların ölüm kokan karmaşasından tefekkür kulesine sığınarak düşünce üretmiş ender mütefekkirlerimizden biri. Sağ-sol, Sosyalist-İslamcı, laik-yobaz kavgaları ile kan oluk oluk akarken ülkemizde, Meriç, hakikati arama tutkusundan vazgeçmemiş, hakikati tanıma; kendini bilme sürecinde çabalayarak kendisini bu yola adamış, düşünce dünyamıza yepyeni ufuklar kazandırmıştır. “Cemil Meriç kimden yanaydı?” tarzında, Meriç’i herhangi bir akımla kendisine yakınlaştırmaya çabalayan bir soru, şüphesiz Cemil Meriç’e yapılan en büyük haksızlık  olur. Çünkü Cemil Meriç hakikatin tarafındaydı.

 

Geçen hafta  (22.12.2008) Cemal Reşit Rey Salonunda “Türkiye’nin Ruhu” Cemil Meriç belgesel filminin gala gecesindeydik. Galaya Meriç’in çocukları, öğrencileri ve sevenleri katıldı. Cemil Meriç’in oğlu Mahmut Ali Meriç, kızı Ümit Meriç, Dücane Cündioğlu, Metin Tekin, Hilmi Yavuz, Ahmet Turan Alkan, Beşir Ayvazoğlu, Halil Açıkgöz, Fuat Andıç gibi öğrencileri ve sevenleri ‘Türkiye’nin Ruhu’ belgeselinde Cemil Meriç hakkındaki görüşlerini ve hatıralarını anlattılar. Gecede daha sonra BBO Yapım tarafından hazırlanan, Şafak Bakkalbaşıoğlu’nun yönettiği proje danışmanlığını Dücane Cündioğlu’nun yaptığı 120 dakikadan oluşan belgeselin gösterimi yapıldı. Galanın sonunda davetlileri Cemil Meriç’in ‘Mahkemede Marksist olduğumu haykırdığım zaman tek işçinin elini sıkmış değildim’ sözünün yazılı olduğu fotoğrafı dağıtıldı.

 

Belgesel, Ümit Meriç’in ifadesiyle gerek Başbakanımız, gerek o zaman Devlet Bakanı olan Beşir Atalay, gerek o zamanki Kültür Bakanı  Atilla Koç ve şimdiki Kültür Bakanı Ertuğrul Günay , Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Üsküdar Belediyesi, Ümraniye Belediyesi ve devletimizi ve toplumumuzu temsil eden birçok kuruluşun da katkılarıyla çekildi. Belgesele katkılarıyla dikkat çeken belediyeler, kurum ve kuruluşlar, Devletin  de Cemil Meriç’e sahip çıktığını gösterdi.

 

Galada konuşan Dücane Cündioğlu “İrfan kendini bilme/tanıma sürecidir. Cemil Meriç kendisini tanımaya çalışarak bizlere yol gösterdi. Bu ülkenin ruhuna hakikati aşıladı.”dedi.

 

Aydın olmak, yaşadığı toprakların, üzerinde bulunduğu medeniyetin vicdanı olmayı gerektiriyor. Cemil Meriç vicdan sahibi biriydi.

Aydın kavramını şöyle ifade ediyor Meriç: “Aydın olmak için önce insan olmak lâzım. İnsan mukaddesi olandır. İnsan hırlaşmaz, konuşur; maruz kalmaz, seçer. Aydın, kendi kafasıyla düşünen, kendi gönlüyle hisseden kişi. Aydını yapan: ‘uyanık bir şuur, tetikte bir dikkat, hakikatin bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessüs.”

 

6

 

 

Her aydından beklenebilecek bu sorumluluk, ne yazık ki bütün aydınların harcı değildir. Çünkü bu sorumluluğu üstlenmenin olmazsa olmaz bazı şartları vardır: Geniş bir düşünce ufku, ait olduğu ülkenin kültür köklerine pazarlıksız bağlılık, yaratıcı bir zekâ, gelişmiş bir maşeri vicdan duygusu ve bitimsiz bir fedakârlık… Bu yüzden Batıdan gelen her akıma önyargılıdır Meriç. Kitaplarında kendi küllerimizden yeniden dirileceğimiz umudu vardır: “İzm’ler idrakimize giydirilen deli gömlekleri. İtibarları menşe’lerinden geliyor. Hepsi de Avrupalı. Gerici, ilerici… Düşünce hürriyeti bu mülevves kelimelerin esaretinden kurtulmakla başlar, düşünce hürriyeti ve düşünce namusu.”

 

Gençliğin harap oluşuna, İzmler ve kutuplaşmalar yüzünden bir hiç uğruna canlarını ortaya koymasına, birbirleriyle bilinçsizce kavga edişine, birbirleriyle anlaşamamasına çok üzülür Meriç: “İmansız ve idealsiz nesiller türettik. Pusuda bekleyen yabancı ideolojiler setleri yıkılan ırmaklar gibi yayıldılar ülkeye. Bu ülkenin bütün ırklarını, tek ırk, tek kalp tek insan hâline getiren İslâmiyet olmuş.”

 

İdeolojik kabuklaşmaların gittikçe katılaştığı bir dönemde, kendi medeniyetinden habersiz yaşayıp batıya tutkun olan kalabalıklara karşı Cemil Meriç şöyle haykırıyordu: “Her aydınlığı yangın sanıp söndürmeye çalışan zavallılar… Karanlığa o kadar alışmışsınız ki yıldızlar bile rahatsız ediyor sizi…”

 

Cemil Meriç, ülkesinin geçmişini, hâlini ve geleceğini sırtlanan bir aydındır. “Türkiye’nin Ruhu”, Cemil Meriç’ in ayna kişiliği üzerinden, başta Cumhuriyet dönemi olmak üzere son iki yüz yıllık düşünce ve siyaset maceramızı, Batılılaşma çabalarımızı ve bu uğurda yapıp ettiklerimizin üzerimizdeki etkilerini, sanat ve edebiyat sorunlarımızı irdelemek ve yarınlarımıza daha kendinden emin bakabilmek için gerekli düşünce ipuçlarına vakıf olmak, kısaca “Türkiye’nin Ruhu” nu sorgulamak amacını taşır. Düşünceye ve tefekküre çok önem veren böyle bir aydınımızın gençlere tanıtılması mühimdir.

 

Yapım aşamasında, İstanbul, Ankara, Hatay’ın yanı sıra Cemil Meriç’ in hayatında özel bir yeri olan Paris’te de çekimler ve arşiv çalışmaları gerçekleştirilmiş. Cemil Meriç, eserleri ve Türkiye’ nin Ruhu konusunda 70 önemli isimle söyleşiler gerçekleştirilerek hazırlanılmış bu belgeseli mutlaka izlemeli.

 

Yunus Emre Tozal

www.analitikbakis.com

Be Sociable, Share!
30 Aralık 2008, 12:42 tarihinde deneme kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.


Yorum Yapın

İsim (*Gerekli)
E-Posta (*Gerekli)
Site
Yorumunuz

*