29
Eki

İstanbul’a nasıl ihanet ettik?

   Yazan: Yunus Emre Tozal   Kategori inceleme

Yunus Emre Tozal / Star Gazetesi
29 Ekim 2017

2004 yılında Erdoğan’ın bizzat teşvikiyle kurulan İstanbul Metropoliten Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezi (İMP), İstanbul’un geleceği için sorunlara çözümler üretmişti. Şu an İMP gibi kurum ve kuruluşlar eğer güçlü yönetimlerle yeniden oluşturulabilirse İstanbul nefes alabileceği projelere kavuşabilir.

 “Şehir, bütün uzuvları mükemmel çalışan bir beden gibidir” der Farabi. İnsan kadar hızlı, insan kadar tevazu sahibi, alçakgönüllü, insan kadar mutlu ve yine insan kadar hüzün sahibi… Şehirlerimiz, bizlerin hayatla kurduğu bağları bir araya getiren, şekli ve siluetiyle iç dünyamızı, düşünce ve felsefemizi, kâinata bakışımızı yansıtan, sosyolojik olarak toplumların oluşmasını sağlayan, psikolojik olarak da bizi bir arada tutan ve bir arada yaşamamıza ortam sağlayan mekânsal alanlardır. Tarihsel süreçte şehirler, her çağın şartlarını, geleceğini ve geçmişteki birikimlerini taşırken, aynı zamanda yaşayacakları değişimlerin de öncüleri oldular. Bir şehrin gelişimi, toplumunun gelişimine bağlı olduğu gibi, olumsuz yönde değişimi ve içinde taşıdığı değerlerden uzak kalması da yine toplumun yaşadığı değişime bağlıdır. Dolayısıyla Farabi’nin tanımından yola çıkarsak, insanın bozuluşu, süreç itibariyle şehrin de bozuluşunun kapısını aralamaktadır.

Modern şehir algısı, paranın en hızlı dönebileceği alanlar inşa etti insana. Modernlik, hızlı bir yaşam sunduğu için, insan da parayı en hızlı döndürebileceği mekânlar inşa etti. Sanayileşme ile birlikte rahat ve konforu modern şehir algısında arayan bizler, kendi kültür ve medeniyet özlerimize bakmaksızın çok katlı yapılarda alan darlığı çekerek, komşuluk ilişkilerimizi kaybederek, kendi aile mahremiyetimizi de yitirerek ne idüğü belirsiz bir düşünceye ve konuma saplanmış durumdayız. Bugün artık şehre dair düşünen mimar ve mühendisler, bu toprakların kültür ve medeniyet haritasını çıkaramadıkça, üzerinde düşünmeye ve konuşmaya başlamadıkça, kendi dilimizle, kelime ve kavramlarımızla, yöntemlerimizle hayata ve yaşadığımız şehre ait düşünceler üretemedikçe, hep bir bağımlı olarak kalacağımızı ifade ediyor.

Obez şehir İstanbul

Her geçen gün büyüyen bir şehrin sınırları çizilebilir mi? Doğu tarafında Gebze’ye Batı tarafında Çatalca’ya dayanan İstanbul, artık obez şehre dönüşmüş durumda. Her geçen gün trafiğe çıkan araç sayısı arttığı gibi, her geçen yıl İstanbul’un nüfusu da artmakta. İstanbul’dan New York’a, Hong Kong’dan Paris’e, Londra’ya bütün kozmopolit şehirlerin 21. yüzyılda karşılaşabilecekleri en büyük tehlike, kilo veremeyen ve yedikçe şişmanlayan bir obez gibi şişmeleri. Şehircilik alanında çalışan akademisyenler, dünyanın dört bir tarafında şehirlerin bu halini tartışırken, metropol şehirlerin en büyük sorununun önlenemeyen göç sorunu olduğunu belirterek, kentten kırsala göç projelerine ağırlık vermenin önemi üzerinde duruyorlar.

Devamını oku »

1. sayfa1234