25
Eyl

Online Toplumun Doğuşu IV

   Yazan: Yunus Emre Tozal   Kategori sosyal medya

Sanal âlemin çekiciliği gün geçtikçe artmaktadır ve artmaya da devam edecektir. Ama şu gerçek unutulmamalıdır ki, sanal cemaatler, hiçbir zaman gerçek cemaatlerin yerini alamayacaklardır. Çünkü sanal cemaatler samimiyetten uzaktır ve üyelerini gittikçe gerçek yaşamdaki ilişkilerini yoksunlaştırmaktadır. Sanal cemaatler, insanların zamanlarını alarak insanları aile ilişkilerinden uzaklaştırırlar, topluma ayıracağı vakti sıfıra indirerek insanı yalnızlaştırırlar.

Dolayısıyla bu cemaatlerin güvenilirlikleri yoktur ve yabancılaşmayı arttırırlar. Sanal cemaatlerde cisimleşmiş bir varlık ve gerçek dünyada karşılığı bulunan bütünleşmiş bir yapı yoktur. Buna karşın sanal cemaatler, teknolojinin gelişiminden faydalanıp alternatif bir toplum olma yolunda hızlı adımlar ile ilerlemektedirler. Burada ince nokta, sanal cemaatlerin, gerçek cemaatlerin yerini alamayacakları ve fakat alternatif olabilmelerinde saklıdır.

Bugün sanal cemaatlere üye binlerce kişi, gerçek toplumda olamadıkları kadar özgür ve sorumluluktan uzak bir şekilde internet ortamında bulunmaktan mutlular ve internette bulunmaktan da heyecan duyuyorlar. Bir sonraki çevrimiçi olacakları zamanları düşünüp, plan yapmalarından eğlenceye, chat odalarında tanışmalardan tartışma platformlarına her şeyi kurgulayabiliyorlar.

Sanal cemaat kavramı, her şeyden önce “insan” ve “teknoloji”nin bir araya gelmesiyle oluşmuş, Tönnies’in kavramlaştırmasındaki temel ilkelerden biri olan fiziki mekân kavramından bağımsız hareket ederek milyonlarca insanı bir araya getirebilme özelliğinden gelişmiştir ve gittikçe gelişmektedir.

Kimilerine göre sanal cemaatler, “sahte”dirler. Sanal cemaatlerin, yukarıda da açıkladığımız gibi cemaatin pek çok özelliğini içinde barındırmamakla birlikte, cemaatlerle belki de en önemli ortak özelliği, üyelerini bir arada tutabilme ve ortak karar alabilme; ortak bir fikir üzerinde buluşabilme noktasıdır. Kevin Robins’e göre sanal varoluşla modern insan, yitirdiği cemaate yeniden kavuşmuştur.

İnsanlar, internet vesilesiyle bir araya gelişlerinde birbirlerine dokunamazlar. Ama bedenden yoksun olarak bulunmalarına rağmen, birçok insana göre sanal ortamlarda bulunmak, cemaatlerde bulunmaktan daha çekici gelmektedir. Çünkü sanal cemaatler, kendisine yurt (cemaat) edinmek isteyen insanların karşılaştıkları gerçek koşullara göre dizayn edilmiş, esnek, canlı ve pratik uyarlamaları temsil ettiklerinden ötürü, insanları kendilerine çekerler, hatta gelişen teknoloji ile birlikte, internetin de zorunluluklarıyla kendilerinden uzakta bulunan insanları katılım noktasında zorlamaktadır.

21. yüzyılda doğan ve bundan sonra da doğacak herkesi kendisine bir şekilde bağımlılaştıran sanal cemaatler, gittikçe daha ilgi çekici, daha orijinal biçimlere ve formlara dönüşebilirler. 21. yüzyılın başlarında bu formları kısaca ele almaya ve “modern insan”dan “post-modern insan”a tahliller yapmaya çalıştık, bakalım bundan sonraki gelişmeler insan hayatında ne değişiklikler getirecek.

Yazı dizisine ait önceki yazılar:

1-) Online Toplumun Doğuşu

2-) Online Toplumun Doğuşu II

3-) Online Toplumun Doğuşu III

Referanslar

1-) Tonnies: Community and Civil Society, Ferdinand Tonnies, Akt: Richard Sennett

2-) Sanal Cemaatler, Veysel Bozkurt, Birikim Dergisi, 1999

3-) Bilinçdışı Bir Dil Gibi Yapılanmıştır, Sean Homer, Çeviren: O. Ögütcen

4-) İtiraf Edilmeyen Cemaat, Maurice Blanchot, Çev.: Işık Ergüden, Ayrıntı Yay.

5-) Hayali Cemaatler, Benedict Anderson, Çev.: İskender Savaşır, Metis Yay.

6-) On-Line (Çevrim İçi) Toplumun Doğuşu, Nihal Gürhani

7-) Amerika, Jean Baudrillard, Çeviren: Yaşar Avunç, Ayrıntı Yay.

8 -) İmaj, Görmenin Kültür ve Politikası, Kevin Robins, Çev.: Nurçay Türkoğlu, Ayrıntı Yay.

9-) Zygmunt Bauman, Sosyolojik Düşünmek, Çev. Abdullah Yılmaz, Ayrıntı Yay.

Yunus Emre Tozal / @yunusemretozal

Not: Bu yazı ilk olarak www.semiyun.com sitesinde yayınlanmıştır.

1. sayfa1234