12
Kas

Dirilişin Gerçekleştiği Topraklar: Bosna-Hersek

   Yazan: Yunus Emre Tozal   Kategori haber

İsmet Kasimogiç ve 54 yıllık eşi Aziyade Kasimogiç. 1928 doğumlular. İsmet Kasimogiç Aliya İzzetbegoviç’in 60 yıllık dava arkadaşı, Genç Müslümanlar Derneği’nden yakın arkadaşı. Eşi Aziyade Hanım da Bosna’nın kurtuluşunu hayatına adayan, bu uğurda hapsi göze almış, varıyla yoğuyla kendisini dirilişe adayan özgürlük abidesi.

Uluslararası Aliya Sempozyumu için Türkiye’ye gelen İsmet Kasimogiç ve Aziyade Hanım ile Taksim’de özel bir buluşmada görüştük. 22. Dönem milletvekili Hüseyin Kansu’nun tercümanlık yaptığı bu buluşmada bizlere Bosna’nın dirilişini, özgürlüğü, Genç Müslümanları ve Aliya’yı anlattılar.

Söz İsmet Kasimogiç’de:
Yugoslavya dağıldıkta sonra komünizm ve faşizm ile Bosna’yı katletmeye çalışanlara karşı mücadele eden bizler, her zaman üçüncü yolu seçtik. O dönemde 40 entelektüel üçüncü yolu; dirilişi; İslam’ı seçerek bizlere de ışık tutmuştu. Bizler de Genç Müslümanlara üye olmuş, bildirilerle insanlara hakikati anlatmaya çalışıyorduk. Aliya bizlerle aynı yaşta olmasına rağmen, bizlerden hep bir adımda öndeydi, bizden fazla okur bizlere seminer verirdi. Daha küçük yaşta felsefe kitaplarını okuyup Doğu Batı arasında İslam kitabının özünü oluşturacak sentezi, özü oluşturuyordu.

1939’da başlayan hareketimiz Genç Müslümanlar, 2. Dünya Harbi ile köylerde basılan, evleri yakılan insanları kurtarıp Saraybosna’ya getirmeye başlamıştık.

Sık sık baskınlar yapılıyordu. 1945’te sosyalist yapıya geçildiğinde 40 entelektüel Müslüman tutuklandı, kimileri işkence gördü. Aliya ile bu dönemde komünistlerin kurduğu bir derneğe toplantıya gitmiştik. Önceden hazırlandık ve tüm arkadaşlarımızı oraya davet ettik. Aliya orada yaptığı müthiş konuşmasında gelecekteki liderliğinin işaretlerini de veriyordu. Biz çok sevinmiş ve alkışlarla desteklemiştik. Bizde adetti, bir erkek bir bayan konuşurdu. Aliya’dan sonra Azize Şeker konuşmaya başladı ve O da çok duygu yüklü konuşarak İslam’ı, hakikati anlatmıştı. Biz Azize şeker’i de alkışladık ve o günkü oturum bitirildi. Ertesi gün yine biz toplandık ve konuşmalar yaptık. 2 gün sonra dernek kapatıldı ve birçok arkadaşımız hakkında tutuklama kararı çıktı. Halit Kaytaz o dönem başkanımızdı. Aliya ile ben de birlikte o dönemde hapse girdik. Bizi savunan avukat öyle bir savunmuştu ki, mahkeme bu savunmaya karşı avukatı tehdit edip, “Seni de içeri atarız!” diye tehdit etmişti. Ve avukatımızı da 1.5 yıl hapse attılar o dönemde. Bir arkadaşımız bu savunmayla birlikte idam edilmekten kurtulmuş ama 47 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Bu, Avrupa’da bir rekordur.

Biz aramızda kapı çalma tekniklerinden gelenin kim olduğunu bilirdik. Bir gece Genç Müslümanların başkanı Halit Kaytaz Bey’in evinde toplantı yaparken kapı çalındı. Aliya hapisten çıkmış o gece ve evine gitmeden toplantıya gelmiş. Halit Kaytaz indi ve kapıyı açtı Aliya’ya. Aliya içeri girmiyormuş ve demiş ki “Sayın başkan, önce benim görevimi söyleyin. Bu akşam benim görevim nedir? Ondan sonra içeri girmem gerekiyorsa gireyim.” 3 yıldır hapiste ve ailesini görmeye gitmeden Genç Müslümanlar’a koşarak gelen bir fedai. İşte Aliya’da dava aşkı.

Ve ardından Hasan Biber ile görevlendirildi. Hasan Biber arkadaşımızın görevi herkesin görevini şifrelemekti. Hasan Biber’i komünistler içeri aldığında elindeki belgeyi alıp “oku, bu şifreleri bize çözümle” dediler. Sorgulandığı sırada elleri bağlıydı. Ama Hasan Biber konuşmuyormuş, o şifreler çözülürse çok sayıda insan içeri alınacaktı. Sorgulayan kişi işkencecileri getirmek için odadan dışarı çıktığında Hasan Biber masaüstünde duran kâğıdı dilini uzatarak, kâğıdı ağzına alıyor çiğneyip yutuyor. İnanmış bir adam davası için neleri yapabilir, bunun için size anlattım bu örneği.

Aliya o dönemde hapse girmeseydi önümüzdeki yıllar Allahualem idam edilebilirdi. Çünkü önümüzdeki yıllarda bizler hapisteyken tüm arkadaşlarımızı faili meçhul cinayetlerle öldürmüşler, Genç Müslümanlar hareketimizi dağıtmaya kalkışmışlardı. Aliya daha sonra hatıralarında şöyle diyecekti: “Cenab-ı Allah bir kulunu korumak isterse, Onu hapse atar yine korur.”

Aliya bir ışıktı bize. 1983’te 13Müslüman entelektüel’in tutuklandığı zaman ben de Aliya ile beraberdim. Hapishane’de de umudunu hiç kaybetmemiş bir şekilde bizlere özgürlüğü aşılıyor, özgürlüğü içselleştirmemiz gerektiğini anlatıyordu. O bir özgürlük savaşçısı, ahlak abidesiydi.

Aliya sadece özgürlüğü değil, İslami bakış açısıyla bizlere yepyeni bir hayat tasavvuru aşılıyordu. Mesela şiir tanımı müthiştir, kitaplarında da geçer: “Şiir, anlatılamazın anlatılamazlığını anlatmaktır.”

Ve söz Aziyade Hanım’da:

Bosna 45 yıl Müslüman kanına boyandı. Binlerce insan ağır hapis şartları yüzünden sakat bırakıldı, binlercesi öldürüldü, katliamlara maruz kaldı. Medreselerimiz kapatıldı, sadece Gazi Hüsrev Bey Camimizin medresesini kapatmadılar.

O dönemler hayatta kalabilmemiz için o kadar çabalıyorduk ki…

Komünistler ekmeklere ilaç atıyorlar, özellikle kadınları kısırlaştırmaya çalışıyorlardı. Çocukları acımadan vahşetle öldürülüyorlardı. Hatta hapisteyken bir arkadaşımızın önce gözlerini oydular, sonra acı çekmesini izleyerek öldürdüler.

Bizim ya faşizme ya da komünizme bağlılığımızı isteyerek baskı yapıyorlardı.

Biz çocuklarımıza 2 şeyi tavsiye ederiz. Birincisi namazı hiç bırakmayarak Allah ile sürekli iletişim kurmasını, ikincisi de okulunda en başarılı öğrenci olmaya çalışmasını. Benim bir torunum şu anda üniversitede İngilizce Matematik Öğretmeni. Tesettürlü. Hem ahlakını ve edebini elden bırakmayacak hem de namazını aksatmayacak çocuklarımız inşallah.

Din herşeyin temelidir. Biz hakikati bizlere anlatan Osmanlı’yı unutmuyoruz. Bizlere düşmanlık yapanlara karşı arkamızda Türkiye’nin olduğunu bilinciyle direniyoruz.

Türkiye-Hırvatistan maçından sonra Bosna’da tüm Boşnaklar Türk bayraklarıyla toplanmışlar, seviniyorlardı. Müthişti, tüm sokaklar kırmızıydı.

Türkiye bizim anamızdır diyor Cemaleddin Latiç, öyledir. Bizleri unutmayın, Türkiye-Bosna Hersek dayanışmasına destek verin inşallah, bizler Türkiye’yi çok seviyoruz.

Allah’a emanet…

Yunus Emre Tozal
www.analitikbakis.com

12 Kasım 2008, 22:37 tarihinde haber kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.


Yorum Yapın

İsim (*Gerekli)
E-Posta (*Gerekli)
Site
Yorumunuz

*