
Kore Savaşı’na katılan bir savaş muhabiri olan William Weir’in, Dünyayı Değiştiren 50 Savaş kitabından sonra Savaşları Değiştiren 50 Silah kitabı Nesil yayınlarınca yayınlandı. Weir, kitabın ilk sayfalarında bulunan teşekkür yazısında, kanlı silahların icat edenlerin kötü niyetlerle bulmadıklarını belirtse de kitabı görenlerin kafalarında, dünyayla ilişki kurmakta Doğu-Batı zihniyetlerinin farklılıklarından kaynaklanan soru işaretleri beliriyor.
Weir’in dinamiti, tüfeği, insanlığı yok edici gibi silahların icatlarını yapan Batılıları, bu silahların korkunç etkilerinin dünyadaki anlaşmazlıkların çözülmesinde insanların daha barışçıl yollar aramasına neden olacağını düşündüklerini belirtmesi, keşiflerin “neden” yapıldığı meselesini gündemimize taşıyor. Müslümanlar tarih boyunca bilimi ve teknolojik gelişmeyi insanlığın faydasına sunmuş, insanlığın gelişimi için teknolojiyi önemsemiştir. Batı zihniyetinin ise atomdan elde edeceği güçle “daha fazla nasıl sömürürüm” anlayışı, dünyayı özellikle 1600’lü yıllardan sonra yıkıma uğratmıştır, uğratmaya da devam etmektedir. Örneğin tek binanın bile zarar görmediği, buna karşılık milyonlarca insanı kısa sürede yok edebilen füzyon bombalarının keşfi bize neyi açıklar?
Tarih boyunca keşiflerin “neden yapıldığı” meselesi, zihniyetlerin oluşum safhasında nasıl oluştuklarını ifşa eden bir meseledir. Zihniyetlerin oluşumu, medeniyetlerin dünyaya “nasıl” baktığı, insanlığın da zihin haritasının çıkarılması açısından önemlidir. Örneğin Demokrit’in en küçük parça olan atomu teorik olarak evrenin dinamizmine yerleştiren kişi olduğu söylenir. Leucippus’tan aldığı atom düzeneğinin, kâinatın temeli olarak deviniminin (ilk hareket ettiricinin) temeli olarak kabul etmesi, ona karşı çıkan Aristoteles’e ilk hareket ettirici olan Tanrı’nın varlığını düşündürtmüştür. Bu gibi buluşlar, insanın yaratıcı karşısında kâinatın sırlarıyla tefekkür zeminini genişleterek anlamın zirvesine doğru yol alması ve düşünsel eylemle özüne yaklaşması için vesiledirler.
Medeniyetler arasındaki çatışmalar, nasıl ki medeniyetlerin çıkış noktasında dünyayı algılayış ve yaşayış biçimlerine bağlıysa, medeniyetlerin kendilerini savundukları silahlar da, medeniyetlerin kendi kimliklerini ortaya koyar. En önemli gelişmelerin icatlarını Müslümanlardan (ç)alarak kendi icatları gibi göstermeleri, Batı medeniyetinin nasıl bir zihniyete sahip olduğunu gösteriyor. İslam ve bilimler tarihi konusunda yaptığı 50 yıllık çalışmaları ve esreleriyle dünyada en önemli isim kabul edilen Prof. Dr. Fuat Sezgin’in, modern bilim ve teknolojinin 7. yüzyıldan itibaren Müslüman bilim adamları tarafından meydana getirildiğini söylemesi, Müslümanların tarih boyunca bilime verdikleri önemi vurgulamaktadır. Prof. Dr. Sezgin şöyle açıklıyor: “Müslümanlar, matematikte, astronomide, fizikte, tıpta çok büyük merhalelere ulaşmışlardır. Biz bunu gözden kaçırıyoruz. Gerçeğe yakın ilk dünya haritasının çizilmesi, dünyanın enlem ve boylam derecelerinin ölçümü, saatin 60 dakikaya bölünmesi, ilk rasathanenin kurulması Müslüman bilim adamları tarafından gerçekleştirilmiştir. Müslümanların, İslam’ın doğuşunun ilk 20 ila 30 yılları arasında bütün Arap yarımadasını, Mısır, Suriye, Irak ve İran’ın büyük bir kısmını zapt etmekle, geç antik dünyasının kültür merkezlerini kazanmıştı. Dağınık kültür merkezlerinde beslenen bilimler, İslam dünyasında yeni bir kıvılcım noktası bulmuştur”.
Tarih boyunca saldırı veya savunma amaçlı olarak kullanılan silahların, gelişme süreçlerinde kaydettikleri aşamalarda ilk gözlemlediğimiz şey, sonuçları görmekten öte aslında insanlığın ortak malı ve meyvesi olan medeniyetleri, bilgi ve kültür mirasını, örf ve adetleri de kökten değiştirebileceği, dünyanın gidişatına yön verebilmesidir. Silahların sadece savaşları ya da savaş yöntemlerini değil, silahların özellikleri ve biçimleriyle medeniyetlerin birbirine bakış açısını da görebilmek mümkün.
Silahların geliştikçe daha fazla öldürme katsayısının arttığına şahit olmak, dünyanın gidişatının nasıl bir yöne kaydığı konusunda okuyucuya ipuçları veriyor. İnsanlık ölmeme uğruna daha fazla öldürme vahşetine hemen her dönemde her an şahit oluyor.
Dünyayı Değiştiren 50 Savaş’ın yazarı William Weir’in Savaşları Değiştiren 50 Silah isimli bu kitabını okurken, üzerinde yaşadığımız gezegenin masum ve mazlumlar için ne kadar da daraldığına, kaçacak ve sığınacak bir yer kalmadığına şahit olacaksınız.
http://www.milligazete.com.tr/makale/dunyayi-degistiren-elli-silah-160581.htm
Yunus Emre Tozal
23 Nisan 2010, Milli Gazete


Yorum Yapın