7
Haz

Ergenekon zihniyetinin fotoğrafı çekildi!

   Yazan: Yunus Emre Tozal   Kategori tahlil

Zaten bu topraklarda yıllardır en büyük eksikliğimiz de bu ilişkiyi kuramamak değil mi? Birbirleriyle ilişkili olan haber ve analizler ilişkilendirilemeyince çözülemiyor.

Alper Görmüş,`ün “Büyük Medyada Ergenekon Haberciliği“ kitabı, Etkileşim Yayınları`ndan yayınlanır yayınlanmaz eski tartışmaların kapısını araladı, sistem tartışmalarıyla gündemi bir anda kitapta anlatılan analizlere çevirdi. Kitapta Ergenekon süreci ile ilgili de Cumhuriyet gazetesinin önce suskunluk sonra çarpıtma tavrı, Hürriyet`te Oktay Ekşi, Mehmet Y. Yılmaz gibi yazarların kayıtsızlığı, Fatih Çekirge`nin Hilmi Özkök ile yaptığı söyleşiyi nasıl çarpıttığı, Beyaz Türkler’in ordu üzerindeki “mahalle baskısı”, “Doğrulatamadım, yayımlamadım” gazeteciliği, İmamın Ordusu: Aydın Engin’in tanıklığı, Darbe Günlükleri Davası vs. birçok dudak uçuklatıcı detay var. Alper Görmüş`ün bir kısım medyayı “darbecilere destek verdiler” sözü ile eleştirmesine M. Ali Birand tarihi itirafla cevap verdi. Birand, köşe yazısında Alper Görmüş`ün sitemine cevap şöyle cevap verdi: “İçimde yıllardır bir ukde olarak kaldı. Evet, genlerimizde darbecilik vardı… Görmüş`ün, benim de aralarında bulunduğum “Merkez medya”nın büyük bir kesimi hakkında yaptığı bu saptama son derece doğru. Bu gerçeği, 1990`larda çok konuşulan ve TSK ile ilgili bir başkası yazılmamış olan EMRET KOMUTANIM adlı kitabımı hazırlarken gördüm. O kitapla birlikte uyandım. Asker`in siyaset dışına çıkması gerektiğini söylediğim yazılara o zaman başladım ve başıma gelmeyen kalmadı. Davalar açıldı ve andıçlanmaya kadar gittim. O dönemlerde, bugünün medya kahramanları ortalarda yoktu (!)…” (19 Mayıs Hürriyet)
Alper Görmüş, kitabının basın toplantısında 28 Şubat`ın bitmiş bir süreç olduğuna inanmadığını, darbelere “evet” diyen geniş bir kitlenin varlığından söz etmişti. Devletlerin kendi imkânlarıyla toplumların ne istediğini bilemeyeceğini, demokratik bir ülkede medyanın, halkın taleplerini devlete yansıttığını belirten Görmüş, ancak Türkiye `de medyanın toplumsal talepleri devlete iletmek yerine “devletin toplum hakkındaki tasavvurlarına değişik korkular ekleyip topluma yansıttığını“ öne sürmesi de beraberinde tartışmaları getirdi. Nagehan Alçı köşesinde Alper Görmüş`ün yazdıklarının bir balyoz gibi olduğuna değinerek, özgür basının normal tavırlarının açığa çıkmasından yana olduğunu, Ergenekon zihniyetinin zihinlerde doğru bir biçimde tanımlanmasının önemine dikkat çekti. (21 Mayıs 2011, Akşam) Zaten Alper Görmüş de, kitabın basın toplantısında şöyle demişti: “Ergenekon zihniyeti, meşru bir iktidarın meşruiyetini kabul etmeyen birtakım güçlerin toplumu etkileyerek, o toplumsal kesimler ve siyasi temsilcileri etrafında bir ağ örmesi, düşmanlaştırması ve yok etmek üzere toplumdan icazet almak için giriştiği faaliyetler bütünüdür.”

Ergenekonculuk, bir zihniyettir!

“Ergenekonculuk” denilen faaliyet alanı hakkında tam bir bilgi sahibi olmak için bu alanı yalnızca “teşkilat” tarafıyla değil, “zihniyet” tarafıyla da irdeleyen Alper Görmüş, Ergenekonculuğun zihnî temelinin oluşumuna katkı sunan kimi siyasî-medyatik-toplumsal aktörleri de çemberin içine alıp değerlendirmek gerektiğini belirtiyor. Kitap Ergenekon sürecindeki en ilginç, dikkatlerden kaçan en püf noktaları içermesi bakımından çok önemli analizler içeriyor. ‘Ergenekon’ baskınını manşetten vermeyen tek gazete: Cumhuriyet`ten, Milliyet okur temsilcisi Derya Sazak’a sorulan sorulara, Hürriyet gazetesinin ve orada yazan bazı yazarların “Ergenekon” performansının, basitçe, “Her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır, onlar da o haberi öyle değerlendirmişler” yaklaşımıyla açıklanamayacağından, Ahmet Altan ve Yasemin Çongar`ın sorularına… Özet olarak, 22 Ocak 2007’de gerçekleştirilen gözaltlılarla başlayan Ergenekon Davası sürecini bu medyanın nasıl ele aldığına odaklanıyor. Kitabın ikinci cildi “İroniye bak: “Ergenekon davası durdurulsun” talepli Cumhuriyet Mitingleri…” başlığıyla açılıyor.

Görmüş, kitabının 2. cildinde Hanefi Avcı meselesinden Türkan Saylan`ın ifadelerine, ADD ve CHP koalisyonundan, ADD mitinglerinde kullanılan slogan ve tanımlamalara dikkat kesiliyor. Etyen Mahçupyan 21 Nisan 2009’da Taraf’ta yayımlanan Saylan Güzellemesi başlıklı yazısında, “Saylan’ın ‘iyi’ bir insan olmasından hareketle, darbeci olmayacağı”nı söyleyenlerle hesaplaşmalarından Hürriyet yorumcularının ifadelerine kadar Görmüş, Ergenekon zihniyeti ile kuşanan bir kısım medyanın yaptıklarını, tavırlarını sorguluyor. Görmüş’ün “Büyük Medyada Ergenekon Haberciliği“ kitapları, fotoğrafta görünmeyen kısımları göstermekle kalmıyor, aynı zamanda birbirleri ile ilişkilendirilince fotoğrafın birbirini tamamlayan parçaları gibi haber ve analizleri, tavır ve davranışları birbiriyle tamamlıyor. Zaten bu topraklarda yıllardır en büyük eksikliğimiz de bu ilişkiyi kuramamak değil mi? Birbirleriyle ilişkili olan haber ve analizler ilişkilendirilemeyince çözülemiyor. İlişkilendirildiğindeyse her şeyin sebebi ve sonucu birbirini tamamlıyor. Görmüş, Ergenekon fotoğrafının bütününü analiz ediyor.

http://www.dunyayayenisoz.com/Yazar/Makale/Ergenekon-zihniyetinin-fotografi-cekildi.html

Yunus Emre Tozal

yemretozal@dunyayayenisoz.com

07 Haziran 2011, 19:28 tarihinde tahlil kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.


Yorum Yapın

İsim (*Gerekli)
E-Posta (*Gerekli)
Site
Yorumunuz

*