27
Ağu

Geometri bilmeyen buraya giremez!

   Yazan: Yunus Emre Tozal   Kategori deneme

boşluk

Kendi anlamını kendi eylemiyle açıklayan, varoluşun sırlarını uhrevi dirilişe dönüştürebilen düşünce eylemi, tarih boyunca insanları düşünenler ve düşünmeyenler olarak iki kısma ayırmış, insanların kan dökmelerine, birbirleriyle savaşmalarına ve hatta öldürmelerine neden olmuş bir bilinç inhibitörüdür. Maddi manevi her açıdan insanın çeşitli davranışlarının ve tepkilerinin ontolojik temelinde düşünme faaliyetinin aktifliğinin etkisi ya da pasifliğinin sebebi söz konusudur. Aktif bilinç şuuru, sebep yerine vesile olacağından, aktif düşünme eylemi insanı doğrudan doğruya anlama, irfan mertebesine yükselterek doğru olan “şey”e; hakikate yakınlaştırır, hakikatle tanıştırır.

İnsan adedince düşünce algısı vardır. Ne yapacağına karar verme aşamasında da düşünülebilinir, varoluşuyla nereye gittiğini metafizik düzeyde aynanın karşısına çıkarak sorgulamayla da düşünülebilinir… Tolstoy “dünyadaki insanların nefesi adedince Allah’a giden yol vardır” hadisinden hareketle, “nasıl dünyada beyin sayısı kadar düşünce çeşidi varsa, yürek sayısı kadar da sevgi çeşidi vardır” diyerek, her insanın iç dünyasında keşfettiği güzelliklerden yola çıkarak düşüncenin ve sevginin çeşitliliğini bir parmak izi gibi her insanın kendine has, orjinal olduğunu belirtmiş. Edward R. Murrow’un “Birçok insan, aslında sadece önyargılarını yeniden düzenliyorken düşündüğünü zannetmekle…” sözü, aklın inşası için düşünme faaliyetinin ne olduğuna dair bir iz belirtmekte. Aklın inşası için ön yargılarından kurtularak yapılacak bir düşünme, düşünce üreteceğinden insanı farklı âlemlerde farklı ruh iklimleriyle tanıştıracaktır. Farklı rüzgarların etkisiyle bambaşka bir dünyada gezinmeye başlayacak olan kalp, düşünecek, tefekkür edecek, merak edecek, tanıyacak, anlayacak, idrak edecek, sorgulayacak, empati kuracak, düşünsel evrende fiziksel eylemin bittiği metafizik eylemin başladığı zeminde hikmet kozasıyla karşı karşıya kalacaktır. Kur’an’ın, muhatabına sık sık sorduğu “Hâlâ düşünmeyecek misiniz, hâla akletmeyecek misiniz…” gibi sorular, muhatabı kozmik âlemde yürüttüğü için, düşünmek bir nevi yürümeye benzer. Zihinsel bir hareketin sonucu olarak tefekkür eden insan, tasavvur ettiği düşünsel eylemiyle kalabalığın arkasından gitmeyerek tek başına yürümesiyle kâinata keşif gözüyle bakacaktır. Uzakta olana yakınlaşmayla arada bağlar kurulacak, yanılsama-hakikat arasındaki perde aralanacaktır. Paradoksal evrenden uzaklaşarak devrimci virajı almak, yolun sonuna varmadan ne ile karşı karşıya olduğumuzun farkına varabilmeyi sağlayacak, çıkış yolunu bulmada intihar süsü gibi gösterilen yanılsamayı aşikâr olmaktan öteye taşıyacaktır. İsmet Özel iç âlemin dış âlemle kuracağı bu bağı şöyle izah eder: “Ben dünyaya doğru yürümekle meşhurum!”

Düşünmek, değişime dahil olmaktır. Bir şeyleri değiştirmek için düşünmek, bir adım sonrasının bir adım öncekiyle aynı olmaması için mücadele etmektir. Yürekle iletişim kurarak, yürekle birlikte kendinin dışında hakikat ırmağına akmaya çabalamak, varolan tüm soruları karşına alarak bilgiye ulaşacak her türlü yolu denemeyle mümkün olacaktır.

Akıl ve düşünce

Düşünme eyleminden kaçmak, insanın kendisine yaptığı en büyük zulümlerden biridir, hatta ilkidir diyebiliriz. İnsanın kendisine bahşedilen bu eylemden kaçması, eşref-i mahlûkat olma bilincine erememekten kaynaklanır. Oscar Wilde “Aptallık, en büyük günahtır” derken, insanın kendi eliyle kendi zincirlerini bağladığından, kendisini kendi elleriyle tutsak bıraktığından olsa gerek, insanın akıl ve düşünebilme yetisini en önemli fonksiyon olduğunu belirtmiştir. Çünkü insan için eşyayı değerli kılacak olan şey, akıl ve düşüncedir. Portekiz edebiyatının güçlü ismi Fernando Pessoa, hissederek düşünmek adına insanın karşısına çıkan bu anlam kargaşasını şöyle ifade eder: “Çünkü düşünmek anlamamaktır / Düşünmek gözleri bozuk olmaktır.”

İnsan düşündükçe anlar, anladıkça yalnızlaşır, toplum hayatından uzaklaşır. Etrafında düşünmeyen, düşünme eyleminde uzak yaşayan insanlardan uzakta; fildişi kulesinde hakikati arama/tanıma çabası artar. Düşündükçe insanların çoğunlukta olduğu düşünmeyen kısmından ayrılan düşünen insan, “ben de düşünüyorum” kompleksi yaşamadan, kendi kendisini tatmin etmek amacıyla düşünmeyip, metafizik bir başkaldırıda düşüncenin düşlendiği zamanı arıyorsa; yaşadıklarının ve yaşayacaklarının farkında olarak kendi varlığını idrak ediyorsa, işte o zaman varoluşunun üzerinde söz söyleyebilme hakkını elde eder. Varoluşu üzerinde söz söyleyebilme hakkını elde edemeyen insanlar tarafından hor görülse de, düşünsel eylemin tadını mutluluk algısıyla birleştiren düşünen insan, düşünme faaliyetinden vazgeçmeyecektir. Don Marquis bu durumu şöyle izah eder: “Eğer insanlara düşündüklerini zannettirirsen, seni seveceklerdir, fakat onları gerçekten düşündürtürsen senden nefret edeceklerdir.”

Platon’un akademisinde “Geometri bilmeyen buraya giremez” yazıyordu. Şüphesiz Antik Yunan medeniyetinde düşünen insanları toplamak için böyle bir metoda başvurmuştu Platon. Modern dünyanın karmaşası içerisinde, nasıl yapmamız gerektiği hakkında öğrendiğimiz bilgilerle yaşadığımız modern hayat, gittikçe düşünme eyleminden uzaklaştırıyor insanı. Kavramsallaştırmadığımız, nasıl oluştuğu hakkında en ufak bir bilgiye sahip olmadan ezberlediğimiz bilgiler, insanı makineleştiriyor, robot gibi yaşamasına sebep oluyor. “Trum trum tırak. Trak tiki tak. Makineleşmek istiyorum” demişti Nazım Hikmet. Jose Saramago’nun meşhur kitabı “Körlük”ten bir alıntıyla yazımızı sonlandıralım. Bu alıntı düşünme faaliyetinin aslında insanı hangi konuma getirdiğini de ifade ediyor: “Yapacağımız her hareketten önce ciddi olarak düşünmeye başlasak, vereceği sonuçları önceden kestirmeye çalışsak, önce kesin sonuçları, sonra rastlantısal sonuçları daha sonra da ortaya çıkması düşünülebilecek sonuçları düşünmeye kalksak, aklımıza bir şey geldiğinde, bulunduğumuz yere çakılır, hangi yöne olursa olsun bir adım bile atamazdık.”

Yunus Emre Tozal

Milli Gazete, 25. 08. 2009

http://www.milligazete.com.tr/makale/geometri-bilmeyen-buraya-giremez-136672.htm

27 Ağustos 2009, 00:06 tarihinde deneme kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.


Yorum Yapın

İsim (*Gerekli)
E-Posta (*Gerekli)
Site
Yorumunuz

*