17
Eyl

Online Toplumun Doğuşu III

   Yazan: Yunus Emre Tozal   Kategori sosyal medya

Modern insan, Peter Le Burger’a göre “yurtsuzluk acısı” çekmektedir. Nereye ait olduğunun bilincinde değildir, sürekli meşgul edilmekte, her an tahayyül etmekten uzaklaştırılmaktadır. Bu açıdan modern insanın en büyük sorunlarından en önemlisi aşırı uyarılma sorunudur. Teknolojinin getirdiği yüksek hayat standardı ve çok sık bir şekilde gelişen ürünler, yeni ihtiyaçlar yaratmakla kalmıyor, insanları kendisine mahkûm ediyor.

Peter Le Burger‘a göre bu durum, teknolojinin gelişimi ve modern insanın mahkûmiyetiyle birlikte cemaatlerin çözülmesine ve yeni tür bireyciliğin yükselmesine de yol açıyor. Bireylerin kendi menfaatleri, cemiyetlerden önce geliyor, çünkü modern insanın en başta kendisine zaman ayıramaması da bir grubun içinden aktif ya da pasif olabilme sürecini etkiliyor.

Online toplumun üyeleri de aşırı bir şekilde uyarılmaya, gereksiz bilgilerle donatılmaya müsait bir durumda bulunduklarından yalnızlık hissiyle doludurlar. Her ne kadar bir aidiyet duygusu tatsalar da, gerçek hayatta bu aidiyetliklerinin geçerli bir karşılığının olmamasından ötürü, yalnızlıklarını online toplumda maskeler arkasından paylaşabilir, içlerini dökebilir, ya da gerçek hayatla ilgili sorunlarının çözülmesi konusunda yardım alabilecekleri yeni dostlar bulabilirler.

Jean Baudrillard‘ın post-endüstriyel çağın öncüsü Amerika’yı anlatırken, insanlar arasında hiçbir bağın kalmadığına dikkat çekerek, “Burada sokaklarda tek başına şarkı söyleyen, tek başına yiyip kendi başına konuşan insanların sayısı ürkütücü” der.

İnsanların yalnızlık duygularını hafifletebilecekleri ve birer fantezi olarak içlerinde yaşattıkları birçok özlemi ifade edebildikleri sanal dünya, bağımlılarına bir tür rahatlamayı yaşatmaktadır. Gerçek hayatta insanın, yakın çevresinden birisine yüzüne karşı söyleyemeyeceği bir sözü, internet ortamında söyleyebilmesinin nedeni, hem internet ortamından kaynaklanmakta hem de o kişinin maskelerin ardında sanal bir profil oluşturup söyleyebilmesinden kaynaklanır.

Çünkü sanal dünyada insan, kendi kimliğini saklasa dahi, o sözü gerekli mercilere hızlıca ulaştırabilir. Yaratılan nick name’lerle yedek profiller oluşturulup her an kullanıma hazır hale getirilebilir, yedek kişilikler kimi zaman kişi ile özdeşleşirken kimi zaman da gerçekliğin dışına çıkabilir. Dolayısıyla insana güven verebilecek bir ilişkiden uzak bir yapıdadır denilebilir. Ve fakat şöyle bir tablo da çizilebilir:

Bir sanal cemaati bilinçli bir şekilde oluşturup, o cemaat üzerinden bilinçlice iletişim kurabilen yapılar, gerçek hayatta da birbirleriyle sıkı bir iletişim içerisindedirler. Çünkü sanal toplum, sanal gerçeklik dünyasında üretilmektedir ve fakat, bir de gerçek yaşamda var oldukları halde, sanal dünyada bulunmayan, daha çok kişiye hitap edebilmek ve sayılarını arttırabilmek için sanal dünyada bir cemaat oluşturmaya başlayan cemaatler de bulunmaktadır.

Yunus Emre Tozal / @yunusemretozal

Not: Bu yazı ilk olarak www.semiyun.com sitesinde yayınlanmıştır.

17 Eylül 2012, 09:59 tarihinde sosyal medya kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.


Yorum Yapın

İsim (*Gerekli)
E-Posta (*Gerekli)
Site
Yorumunuz

*