14
Oca

Paslanmaya yüz tutmuş gönüllerin cilası nedir?

   Yazan: Yunus Emre Tozal   Kategori tahlil

Gökhan Zafer, yeni yayınlanan “Gözyaşı Hikâyeleri” kitabında, gözyaşının; sevdayı, acıyı, yanmayı, teslim olmayı, acizliği, çaresizliği, hüznü, sevinci, içtenliği temsil ettiğini söylüyor.

Daha önce çeşitli gazete, dergi ve internet sitelerinde hikâyeleri yayımlanan Gökhan Zafer, yeni yayınlanan “Gözyaşı Hikâyeleri” kitabında, samimi ve içten anlatımıyla okurlarını kimi zaman hıçkırıklarla beraber seller yaratan diyarlara götürürken, kimi zaman da çağlayan şelalelerin coşkunluğuyla daralan ruhlara; bedenine sığmayan nefeslere tercümanlık yapıyor. Okur, kalbini hikâyelere açtığında kendisini derinden sarsacak anlara, hayatın sırlarına, tanıklık ediyor.

“Hiç kimse bir ada değildir” demişti John Donne ve fakat Gökhan Zafer’in hikâyelerine baktığımızda, insanın bir ada kadar bile yalnız kalabileceğini görürken, aynı zamanda başkalarının trajedilerinde kaybolmayacağını da görüyoruz. Milan Kundera’nın “Gözyaşları en iyi leke çıkarıcıdır” sözünde hatırlayacağımız gibi Gökhan Zafer de hikâyelerinde gözyaşını bir arınma, yeniden “varolma” metaforu olarak kullanıyor. Hikâyelerini okuyanların birçoğunun kendiyle irtibata geçip gözyaşlarını tutamadıklarını belirten yazar, ilk kitabıyla hasbî bir anlatım ve akıcı bir dille okurlarıyla köprü kuruyor.

Yüreğin Nemi

Paslanmaya yüz tutmuş gönüllerin cilasının gözyaşı olduğuna vurgu yapan Zafer, gözyaşının; sevdayı, acıyı, yanmayı, teslim olmayı, acizliği, çaresizliği, hüznü, sevinci, içtenliği temsil ettiğini söylüyor. İçten bir damla gözyaşına her insanın ihtiyacı olduğunu söyleyen yazar, insanların kalbinde doğan, gözlerinde yeşeren gözyaşını hüznün, acının, özlemin, sevginin ve sevinçlerin beslediğine dikkat çekiyor. Kederlenen yüreğin sıcaklığı olan gözyaşı, ruhun hayatla arasına su sızması gibi insanın hakikatle olan buluşmasında bir sağanak yağmur gibidir; insan bu yağmurdan nem almaya başlar. Kelimelerin yetmediği anlarda hâl dilinin bir tezahürüdür gözyaşı. Hunisi kalptir ve sürekli birikebilir. Ali Şeriati tarafından şöyle tarif edilir: “Pratik, kelimesiz ve cümlesiz bir dil”

Gökhan Zafer nasıl yazmaya başladı?

Daha önce çeşitli gazete, dergi ve internet sitelerinde hikâyeleri yayımlanan Gökhan Zafer’in hikâye yazmaya başlaması, üniversite yıllarına rastlıyor. İlginç bir başlangıç hikâyesi var. Kendi anlatımıyla, o yıllarda sürekli hikâye kitapları alıp okuyor ancak aradığı hazzı okuduğu kitaplardan alamıyor. Bir gün cebindeki son parasını acil ihtiyaçları olmasına rağmen kitap almak için kullanıyor. Parası, yeni kitap almaya yetmediği için sahaftan ikinci el iki adet hikâye kitabı alıyor kitapları büyük bir iştahla açıp okumaya başlıyor; ancak bu iki kitapta da aradığını bulamıyor. İşte tam burada karar veriyor. Okumak istediğim hikâyeleri ben yazacağım diyor ve başlıyor. Sahaftan aldığı son iki kitabın tamamını okumadan götürüp yarı fiyatına tekrar satıyor ve ertelediği acil ihtiyaçlarını gideriyor. O günden sonra insanların bir hikâyeden beklentisi ne olabilir diye düşünüp o tarz hikâyeler yazmaya başlıyor.

Kitabın tanıtım metninden:

Hikayeler vardır, bitirdiğinizde üzerine iki damla gözyaşı dökülen… Bir solukta okunacak kadar kısa; Yüreğinize dokunacak kadar uzun,boğazınıza bir şeyler düğümleyecek kadar sizi, bizim hikayemiz diyecek kadar hepimizi anlatan.

İşte o hikayeler gözyaşı hikayeleridir.

Bu kitapta yüreğinize dokunacak, göz yaşlarınızı tutamayacağınız, içinde kendi hayatınızdan bölümler bulacağınız hikayeler okuyacaksınız.

Gözyaşı Hikayeleri – Gökhan Zafer
Kainat Kitaplar · Sayfa Sayısı : 128

Yunus Emre Tozal / Haber 7

tenkafesi@gmail.com

http://www.haber7.com/haber/20110112/Paslanmaya-yuz-tutmus-gonullerin-cilasi-nedir.php

14 Ocak 2011, 22:04 tarihinde tahlil kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.


Yorum Yapın

İsim (*Gerekli)
E-Posta (*Gerekli)
Site
Yorumunuz

*