12
Kas

Sezai Karakoç: İslam Alemi Dirilişle Ayağa Kalkacaktır!

   Yazan: Yunus Emre Tozal   Kategori haber

2006 yılında Kültür Bakanlığı Özel Ödülü’yle Türk şiirindeki müstesna yeri tescillenen şair Sezai Karakoç, geçtiğimiz hafta sonu Diriliş Partisi’nde yaptığı konuşmasında, birkaç asra, hatta tüm insanlığa etki bırakacak, medeniyete dair değer üretecek bir girişimin heyecanı içinde olunması gerektiğini söyledi.

2006 yılında Kültür Bakanlığı Özel Ödülü’yle Türk şiirindeki müstesna yeri tescillenen şair Sezai Karakoç, geçtiğimiz hafta sonu Diriliş Partisi’nde yaptığı konuşmasında, birkaç asra, hatta tüm insanlığa etki bırakacak, medeniyete dair değer üretecek bir girişimin heyecanı içinde olunması gerektiğini söyledi. “İslam âlemi bu heyecanla dirilir. Eğer bu dirilişi gerçekleştiremezsek, geleceğe sağlıklı bakamayız. Girdabın içinde kayboluruz” diyen şair Sezai Karakoç, İslam âlemine dair sosyolojik analizlerle ruhun diriliğinden dirilişine birçok konuya değindi.

İdealist olmanın ve diriliş heyecanıyla yaşamanın gerekliğinden bahseden Sezai Karakoç, Batı’nın da Doğu’nun da ruh halinin sadece birbirini yenmek üzerine kurulu olduğunu, hakikatin çok çok uzağında olunduğunu vurgulayarak “vahşice tutumlarının ve sömürülerinin” ardı arkasının kesilmeyeceğini, eşyaya yamuk bakan tasavvur ile insana muamelede bulunan bir zihniyetin değişmesinin önemine değindi.

Sezai Karakoç, sömürüye dayalı gördüğü Batı medeniyetinin bugün Hz. İsa’yı bile sömürdüğünü, Onu asliyetinden uzaklaştırarak kendi hedefleri doğrultusunda kullanmakta olduklarını, hakikati değiştirerek hakikatin aranamayacağını ifade etti.

“Total bir iyileşme ve iyileştirmeye ihtiyaç var!”

“İçinde yaşadığımız dünyanın sızlanma yeri değil, yüreğimizde diriliş tohumları ekerek; toprakta yeniden dirilmeye tüm insanlık ailesinin ihtiyacı var” diyen Sezai Karakoç, bütün bir iyileşme ve iyileştirmeye ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi.

Sezai Karakoç, Peygamber Efendimizin 80 yaşındaki ashabının fethe gitmesindeki heyecanından yoksun olunduğunu belirterek, bu heyecanın İslam âlemini yeniden dirilteceğini ifade etti. Karakoç, iki türlü heyecanın bulunduğunu, sadece duyguya dayanan heyecanların gelip geçici olduğunu, asıl heyecanın ise bir fikre dayanmasının gerekliliğinden bahsetti. Karakoç, İslam âlemini ancak kendi kimliğini bilen ve bu şuurda yaşayan bir neslin yeniden ayağa kaldıracağını ifade etti.

“İstiladan kurtulamazsanız, İmparatorluk çizmelerinin altında ezilmeye mahkûmsunuz!”

İşgal edilmiş insanın önce kendisini bu işgalden kurtarması gerektiğinin altını çizen Karakoç, “İstiladan kurtulamazsanız, İmparatorluk çizmelerinin altında ezilmeye mahkûmsunuz!” diye konuştu. Karakoç, Türk toplumunun dünyaya bakış açısını, algılayış biçimini, özünden uzaklaştığının artık bilincine varılması gerektiğini ifade etti.

Sezai Karakoç, konuşmasında ayrıca bir bölüm ayırdığı Mantık-ut Tayr isimli kitabın yazarı ünlü mutasavvıf Ferüdüddün Attar’ın şehit edilmesinin hikmetini asla boyun eğmemesi, metanetsizlik göstermemesi şeklinde açıkladı.

Kürt Meselesinin Çözümü: İran-Suriye-Türkiye Birleşmeli!

Kürt meselesinin yıllardır küçük küçük tartışmalarla alevlendiğini ve alevlenen bu harlı ateşin de söndürülemediğini ifade eden Üstad Sezai Karakoç, meselenin aslında çok daha büyük olduğunu belirtti.

İran-Suriye-Türkiye birleştiğinde medeniyetler zincirine engel olan tüm sebeplerin ortadan kaldırılacağını, Kürt meselesinin de böylece hiç başlamadan bitirileceğinin altını çizen Üstad Sezai Karakoç, küçük hedeflerin hedef edinilmesi gerektiğini, büyük umutların tezahüründe büyük hedefler doğrultusunda koşulması gerektiğini ifade etti.

“İran İslam Cumhuriyeti” İsmi bile bir sınırlamadır!

İnsanların asla kendi kendilerini sınırlamaması gerektiğini belirten Karakoç, “İran İslam Cumhuriyeti” derken bile bir sınırlamanın olduğu örneğini verdi. Karakoç, “Cumhuriyet” derken bir sınırlamanın, “İran” derken bir sınırlamanın, olduğunu kaydetti. Aynı şekilde “Suudi Arabistan Krallığı” derken, “Krallık” bir sınırlamanın, “Suudi” bir sınırlamanın, “Arabistan” da bir sınırlamanın eşiğinde olduğunu, “Suudi Arabistan Krallığı” adlı bir ülkenin kendisini her şeyiyle sınırladığını, dolayısıyla da bir geleceğinin olmasının söz konusu olmadığını izah etti.

Ulus devletlerin küçük hedefler peşinde oldukları için büyüyemediklerini söyleyen Karakoç, öncelikle kendimizi esir konumdan kurtararak diriliş heyecanıyla yeniden ayağa kalkmamız gerektiğini ifade etti.

Üstad Sezai Karakoç, İslam’ı da öncelikle medeniyet ve tarih perspektifinden bir bütün olarak ele almayı metot bilerek, düşünen herkese bu metodu benimsetmek amacından, heyecanından, sancısından uzaklaşılmaması gerektiğinin altını çizdi.

Yunus Emre Tozal
www.analitikbakis.com

12 Kasım 2008, 23:06 tarihinde haber kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.


Yorum Yapın

İsim (*Gerekli)
E-Posta (*Gerekli)
Site
Yorumunuz

*