12
Kas

Tiyatronun dervişi Hasan Nail Canat anıldı

   Yazan: Yunus Emre Tozal   Kategori haber

61 yıllık hayatının 41 yılını sanata adayan; 21 Ekim 2004 tarihinde vefat eden şair, yazar ve tiyatrocu Hasan Nail Canat; doğum günü olan 25 Ekim 2008 tarihinde Türkiye Yazarlar Birliği’nde eşi, çocukları, torunları, sanatçı dostları, sevenleri ve öğrencilerinin de katıldığı bir organizasyonda anıldı.

Program Yunus Emre Tozal’ın aşr-ı şerif okumasıyla başladı. Ardından açılış konuşması yapan, damadı Birol Cürgül; Canat’ın “Allah kuşları kanatsız, dostları Canatsız, milleti duasız bırakmasın” diye esprili bir duasının olduğunu hatırlatarak, Hasan Nail Canat’ın çile insanı olduğunu söyledi. Hasan Nail Canat’ın sadece tiyatro alanında değil, sanatın birçok koluyla uğraştığını belirterek, “Yalnızlar Rıhtımı” adlı bir şiir kitabının ve dokuz tane romanının olduğunu söyledi. Birkaç TV dizisinde ve sinema filmlerinde de oynadığını hatırlattı. Yurt dışında Ömer Karaoğlu ve Hüseyin Goncagülle beraber turnelere çıktığını, bulduğu her fırsatta insanlara iyilikten ve güzellikten bahseden bir derviş misali yaşadığını söyledi. Eğitim ile de uzun yıllar uğraştığını belirten Cürgül, Hasan Nail Canat’ın 1995’te Üsküdar Belediyesinde tiyatro dersleri vermeye başladığını, ardından Özel Şefkat Koleji, Öncü Koleji, Eminönü Belediyesi ve Sarıyer Belediyesi’nde kurslar verdiğine değindi. Programda daha sonra Canat’ın sanatçı dostları, yakınları ve arkadaşları söz aldı.

Mustafa Miyasoğlu

Daha sonra söz alan yazar Mustafa Miyasoğlu; Hasan Nail Canat’ın çocukluk arkadaşı olduğunun altını çizerek, “Tiyatro ve gösteri sanatları çok zor bir sanattır. İnsanı zamanla değiştirir. Fakat rahmetli Hasan Nail Canat, bozulmayan nadir bir tiyatrocuydu” dedi. Hasan Nail Canat’ın Türk halk tiyatrosuna yaptığı katkılarının kitap haline getirilmesi gerektiğine de vurgu yapan Miyasoğlu; “Türk gençliği örnek bir sanatçı olmayı başarmış Hasan Nail Canat’ın hayatını, edebi yönünü araştırmalı, anlamaya çalışmalı ve tezler haline getirmelidir” diye konuştu. Canat’ın bir samimiyet abidesi olduğunun altını çizen Miyasoğlu, Hasan Nail Canat’ta bulunan değerleri yaşamamız ve yaşatmamız gerektiğini belirtti. İlk izlediği oyunun Günahkâr Baba olduğunu söyleyen Miyasoğlu, Canat’ın belden aşağı espriler yapmamasıyla Nasreddin Hoca misali hem güldürerek hem de düşündürerek insanlara hakikate çağırdığına değindi. Hasan Nail Canat ile Necip Fazıl’ın yaptığı Büyük Doğu konferanslarına beraber gittiklerini hatırlatan Miyasoğlu, böyle anlamlı dostlukların ve dünya-ahiret kardeşliğinin kendi düşünce iklimlerinin dışında bir başka camiada bulunmadığı ifade etti.

Abdurrahman Şen

Programda konuşan Abdurrrahman Şen iseTürk tiyatrosuna mesaj kaygısı taşıyan eserleri ile küçümsenmeyecek derecede katkısı olan Hasan Nail Canat’ın, sanat hayatının hiçbir döneminde şan ve şöhrete önem vermeyen ender sanatçılardan birisi olduğunu söyledi. Bir oyunundan sonra sol görüşlü birinin “Ben Müslümanların kaliteli tiyatro yaptıklarını bilmiyordum, böyle bir Üstadı daha önceden tanıyamadığım için üzgünüm” dediğini belirterek birçok insandan bu tarz cümleler duyduğunu, hatta Altın Portakal ödülünü de bu yüzden kendisine vermediklerini ifade etti. Hasan Nail Canat’ta “Hayırda yarışın” sözünün tecellisini gördüğünü ifade eden Abdurrrahman Şen, Canat’ın asla dünyalık mevki ve parada gözünün olmadığını söyledi.

Hüseyin Goncagül

Tiyatrocu ve Yazar Hüseyin Goncagül de Hasan Nail Canat’ın sanatçı kişiliğinin yanı sıra aynı zamanda bir Anadolu insanı gibi sıcakkanlı olduğunu belirterek; “Hasan Nail Canat, sanatı para için değil Allah için yapardı. Belki bu yüzden şu an birçok insan tarafından tanınmıyor olabilir. Türkiye’deki sanatçıların en talihsiz kaderleri unutulmaktır. Rahmetli İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy’dan bu yana devam eden vefasızlık Türkiye’deki sanatçıların kaderidir” diyerek üzüntüsünü dile getirdi.

İsmail Yeşilbağ

Programda konuşan tiyatrocu İsmail Yeşilbağ ise rahmetli Hasan Nail Canat’ın bir samimiyet ve dürüstlük abidesi olduğuna vurgu yaparak; “Az şartlarda çok büyük işler yaptı. Manevi anlamda hak ettiği yerdeydi ama maddi anlamda hak ettiği yere gelemedi. Sevenlerinin rahmetli Hasan Nail Canat’ı unutmamasını Allah’tan niyaz ediyorum” diye konuştu. Hasan Nail Canat’a sanatçının durumunu sorduklarında şöyle cevap verdiğini hatırlattı: “Bizimle sizin aranızda hiçbir fark yoktur. Sanatçı bir üst basamağa çıkarak insanlara hakikatten bahseder ama bu sanatçının üstün olduğu anlamına gelmez. Üstünlük takvadadır, üstün olan namaz kılandır, ibadet edendir.”

İbrahim Kalkan

Yazar ve tiyatrocu İbrahim Kalkan ise Hasan Nail Canat ile birlikte çok aç kaldıklarını, yolda kaldıklarını ama yılmadıklarını belirterek “Rahmetli Hasan Nail Canat’ın adını duyunca aklıma tiyatro gelir. Çünkü o namüsait şartlarda sanatını ifa etmeye çalışan, başarıları 3–5 kelime ile özetlenemeyecek bir sanatçıydı” dedi. Edirne’den Kars’a kadar birçok kentte maceralar yaşadıklarını dile getiren Kalkan, sanatın insanın ruhunda neşvünema bulduğu nadir insanlardan biridir sözleriyle bahsetti Hasan Nail Canat’tan. İnançlı insanların da sanat yapabileceğini belirten Kalkan, inançlı sanatçıların hep yalnız bırakıldığını söyledi. Rahmetli Hasan Nail Canat için de duygusal bir açıklama yapan Kalkan; “Rahmetli Hasan Nail Canat hayatta iken sanatını icra ettiği yıllarda çok garip kaldı, yalnız bırakıldı. Vefatından bir sene önce 21 Aralık 2003 tarihinde adına düzenlenen 40. yıl sanat galasında da unutuldu. 2004 yılında aramızdan ayrıldı. Yine kimsenin umurunda olmadı. Vefatının üzerinden 4 yıl geçti. Hala kimsenin umurunda değil. Hasan Nail Canat, bu vefasızlığı hak etmiyor. Lütfen sanata ve sanatçıya gereken önem verilsin” diyerek tepkisini dile getirdi.

Özel Şefkat Koleji adına programa katılan eğitimci Ahmet Türkben, Hasan Nail Canat’ı ilk olarak gençlik yıllarında “Gece Fırtınası” adlı programla sesiyle muhatap olduğunu, yıllar sonra da böyle bir üstadla birlikte çalıştığı için çok mutlu olduğunu söyleyerek, Canat’ı her andığında şükrettiğini belirtti. Profesyonel anlamda Özel Şefkat Kolejine tiyatroyu ilk getiren kişinin Hasan Nail Canat olduğunu söyleyen Türkben, çocuklara yüz günde veremedikleri bazı bilgileri üstadın iki saat içinde verdiğini anlattı. Ve ardından da Hasan Nail Canat’ın vefatının ardından yazdığı şiiri okudu:

Ardından
Hasan Nail Canat’ın aziz hatırasına…
Bir gül daha koptu dalından
Dikenler âh u fîgan etmez mi?
İçime bir ateş düştü ardından,
Sana da sıra gelir demez mi?

Toprak toprağa kavuştuğunda
Şafak kızıla karıştığında
Firak vuslata dönüştüğünde
Lokmalar boğazda kaldı demez mi?

Garip derviş gibi yaşadı gitti;
Türküsü yüreği dağladı gitti;
Yetim öksüzü ağladı gitti;
Hızır olup bir gün geri dönmez mi?

Günahkâr babalar âh etti dünden,
Osmancık büyüdü vâh etti günden,
Yaralı serçe uçtu ten kafesinden,
Nerdesin nur yüzlüm, sil gözüm demez mi?

Sahneler bir buruk vedaya döndü,
Nağmeler bir kısık sedaya döndü,
Yürekler bir yitik sevdaya döndü,
Meydanda er kalmadı demez mi?

Nefesler sahurda yangına tutulsa,
Oruçlar iftarda rahman’a sunulsa,
Melekler semada yarışa dursa,
Hasan’a Nâil oldu bu ikram demez mi?

Deden Kadar Enayi Ol!

Programda söz alan bir başka sanatçı Ömer Karaoğlu ise 80’li yılların başında Hasan Nail Canat ile tanıştığını, bu süre zarfında hem güldüren hem düşündüren özelliğiyle, Canat’ı zihninde bir yerde tuttuğuna değindi. Karaoğlu daha sonra Canat’la yaşadığı bir hatırısını anlattı: “Bir gün üstada herkes yükleniyordu. Ne olacak bizim halimiz, memleket aç, insanlar ekmeğe muhtaç diyerekten. Üstad şöyle bir baktı ve dedi ki:
– Bir gün böyle olmayacak. Son model simsiyah cadillac ile geleceğim. Uşak bana kapıyı açacak ve ben şöyle süzeceğim insanları. Bakacağım, bakacağım ve diyeceğim ki:
“Ben dedem Hasan Nail Canat gibi enayi miyim?…”
Ömer Karaoğlu anıyı anlattıktan sonra torunu Hasan Canat’a “Sende deden gibi enayi ol, boş ver dünyaya aldırma” tavsiyesinde bulundu.

Hasan Nail Canat’ın öğrencilerinden Bünyamin Yılmaz, İslami camianın tiyatro konusuna gerektiği önemi vermediğini belirterek, bu manada Hasan Nail Canat’ın sanatının amacının “Sanat Allah’ı aramaktır” sözünün hikmetinde olduğunu ifade etti. Tiyatronun sahnede oynandığını söyleyen Yılmaz, Hasan Nail Canat’ın sahneyle hayatını yer değiştirdiğini, hatta vefatından beş saat kadar öncesine kadar sahnelerden inmediğine değindi. Hasan Nail Canat’ın geride kalanlara bıraktıkları konusunda konuşmayacağını belirten Yılmaz, Hasan Nail Canat ismini gelecek kuşaklara taşıyacak olanların yine kendileri olacağını, olması gerektiğini ifade ederek, Hasan Nail Canat’ı anlatan bir kitabın yazılması gerektiğini söyledi.

Seyfullah Kartal, Hasan Nail Canat ile ilk tanıştığından beri, kendisini Canat’ı sanki yıllardır tanışıyormuş gibi hissettiğini söyleyerek, Necip Fazıl’ın şu mısralarını okuyarak teselli bulduğunu söyledi:
Ölüm bu, güzel şey, budur perde ardından haber;
Hiç güzel olmasaydı, ölür müydü peygamber?

Eğitimci Asım Gültekin ise bu kuşakların Hasan Nail Canat kadar yorulmadığını dolayısıyla ileri de gidemediğini anlattı. “Gerektiğinde onun kadar koşmalıyız” ifadesinin altınızı çizen Gültekin, İslami camianın tiyatroda niçin bu kadar geri kalmasının sebebinin de bu olduğuna değindi.

Mehmet Safa Canat

Hasan Nail Canat’ın oğlu gazeteci Mehmet Safa Canat ise rahmetli babasının çok sabırlı olduğunu, bir şeyi kırk defa anlatmaktan yorulmadığını örneklerle ifade etti. Küçükken fizik dersinden zayıf aldığını ve babasının “Oğlum bu kalın kitabı bir insan yazdı. Sen de bir insansın. Eğer anlayamıyorsan ya sen de bir sorun var, ya da bu kitabı yazan insanda” açıklamasıyla ve teşvikleriyle, bir ay sonra fizikten yüksek not aldığını söyledi. Canat, babasının yanında 10 yıl tiyatro yaptığını belirterek, şu anda da vefalı insana yapılan vefasızlığına; “41 yıl Türk tiyatrosuna hizmet eden Hasan Nail Canat’ın bu süre içerisinde tanıdığı ‘Beraber yürüdük biz bu yollarda’ diyenlerin vefasızlığı, Hasan Nail Canat’ı sevenlerini üzdüğünü ifade etti. Çok yakın arkadaşları meclis çatısı içerisinde 4 yıldır bir kültür merkezine Hasan Nail Canat’ın adının verilmesini düşünüyorlar. Karar verdikleri an vefasızlık sona erecektir” diye konuştu. Sanatı siyasette bulunan mevkiyi yükseltmek için kullanılmaması

gerektiğini belirten Canat, Hasan Nail Canat’ın aslında hak ettiği ödülünün değerinin ahirette verileceğinin altını çizdi. Çocuklarına en büyük öğrettiği şeyin “minnetsiz yaşamak” olduğu söyleyen Canat, babasının kendilerine virgülü değil noktayı öğrettiğini, ama gerektiğinde ünlem de kullanılabileceğini belirtti.

Kızı ve Tiyatro Öğretmeni Hale Canat, gözyaşları arasında yaptığı duygusal konuşmada, başını yastığa her koyduğunda, dikenlerin içinde boynu bükük bir gül misali yalnız olmadığını, arkasında koskocaman bir dağın olduğunu hissettiren babası Hasan Nail Canat’ın eşyayı hizmet için kullandığını anlattı. Sanatın İslam’a hizmet edilebilirliği üzerine hayatını inşa eden Hasan Nail Canat’ın, hayatı da ikiye ayırdığını ifade etti. İyi işler yaptığında kendisine “Bak Raziye oluyorsun hee” dediğini, kötü işler yaptığındaysa “Bak Şaziye oluyorsun hee” diyerek kendilerini uyardığından bahsetti. Drama eğitimini babasından aldığını ifade eden Hale Canat, okuduğunu anlama, yazdığını yorumlama, dinlediğini hissetme, izlediğini idrak etme ve oynadığını yaşama anlamında, çocukları olarak babasından bir hayat tasavvuru aldıklarını izah etti.

Ve program, Hasan Nail Canat’ın vefatından 4–5 saat kadar önce, Altunizade Kültür Merkezi’nde okuduğu Necip Fazıl’ın Sakarya Türküsü’nün videosunun izletilerek dinletilmesiyle, programa katılanların hüzünlenmesiyle bitirildi.

Hasan Nail Canat’ın okuduğu şiirinin izletilmesiyle programın bitmesinde, şüphesiz müthiş bir mana vardı. Çünkü Hasan Nail Canat ölmemişti, aramızdaydı…

Yunus Emre Tozal
www.analitikbakis.com

12 Kasım 2008, 22:51 tarihinde haber kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.


One comment

 1 

gerçekten çok güzel bir insanmış.onun bir küçük osmsncık vardı kitabını okuduğumda çok beğendim hayrankaldım öğretmenim onun hayatını araştırmamı istemişti oyüzden bu siteye girdim

16 Aralık 08 Saat 21:32

Yorum Yapın

İsim (*Gerekli)
E-Posta (*Gerekli)
Site
Yorumunuz

*