
James Joyce: Hiçbir kelimeyi tekrar etmeden, isim tamlaması kullanmadan beş yüz kelimelik tek bir cümle yazmış ve tarihe geçmiş, modernist edebiyatın başyapıtı Ulysses ile okuyanlara hep bir vicdan ağrısı çektirmiş İrlandalı yazar. Ulysses birçok edebiyat eleştirmeni -T.S.Eliot gibi- tarafından XIX. yüzyılı kapatan eser olarak nitelendirilir. İnsanlık tarihi boyunca biriktirilen metaforları metnin içine ustaca yedirmesi, Ulysses’i bir başyapıt yapmıştır. Bugün, edebiyat ve düşünce kesimlerince bütün dünya tarafından yaşarken kıymeti bilinmemiş bir dahi olarak anılır Joyce. İrlanda’da adının verildiği bir müze bulunmaktadır.
Arthur Power’in James Joyce ile hatıralarını topladığını kitap James Joyce: Büyük Yazarın Gizli Evreni geçtiğimiz günlerde yayınlandı. James Joyce ile yapılan sohbetlerden tutulan notların önemi büyük, zira James Joyce hayattayken gazetecilerden kaçan, çok az insanla görüşüp konuşan biri. Power, bu durumu Joyce’un gizemli kalması isteğinden kaynaklandığını söyler. (s. 59) Arthur Power Joyce ile edebi konuları kapsamlı tartışan, Samuel Beckett ile arkadaşlık yapan bir ressam. Power ve Joyce’un ortak noktalarından biri ikisinin de Kiliseyi erken yaşta terk etmeleri ve ikisinin de sevmedikleri çok fazla şeyi bünyesinde barındıran İrlanda’dan kaçmış olmaları… Aslında ikisi de birer isyancı, şüpheci. Kitapta giriş kısmında kendi hatıralarını anlatan Power, küçükken Kilisede papazın kendisini fark ettiğini, geleceğin bir isyankârını ortaya çıkardığını hissettiğini ve dersin ortasında kendisine bakarak “Başına ne geleceğini biliyorum” dediğini anlatır.
Kitap, o zamanların sanat dünyasındaki canlılığı gözler önüne seriyor, değişimin ve dönüşümün safhalarını düşünsel eylemler açısından inceliyor. Joyce’un o dönemlerde sanata getirdiği görelilik, öznellik, bilinç akışı tekniği insanlarda sanatsal üretimi nesnel hale dönüştürülmesi modernliği yansıtan kentsel ve kültürel değişimleri analiz ediyor. Fiziksel bir nesne olarak kayıtlı olduğumuz evrenin genel anlamda ana parametreleri sayılabilecek zamanı ve mekânı gerçek manada tanımlıyor olması, aslında insanın tüm gerçeklerinin de hakikat nazarında yeniden yorumlaması, yeniden hayatı inşa etmesi anlamına geliyor. Bu bağlamda Marinetti, sanatçıların önceden akla gelmemiş bir eser ortaya koymaları gerektiğini ve bu eserde sınıflarda ve stüdyolarda öğrenilen tüm doğruların ortadan kaldırılması gerektiğini söylemiş, herkesin doğrusu kendisine şeklindeki yaklaşımın öncüsü olmuştur: “Klasik olan bizi ilgilendirmiyor. Yeni bir çağın başındayız.” Power, Joyce’un görecelik kavramına yaklaşımını ise şöyle yorumluyor: “Sağlam kültürel yapıları yok etmeye kararlı bir edebi suikastçı.”
Joyce ile Power arasından romantik olmayan değerli bir sanat eserinin var olup olmadığı konusunda, Rimbaud’nun “Hayatla sarhoş olmak o veya bu şekilde zehirlenmektir” sözünün etrafında sohbet ederler. Söz dönüp dolaşıp Joyce’un gençlik kitabım dediği Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi adlı kitabına, oradan da içindeki daha çok ıstıraplı çözümlerin bulunduğu olgunluk dönemine denk geldiğini söylediği Ulysses’ gelir. Power’ın “Asıl soru, edebiyatın gerçeğe dayalı mı yoksa sanatsal mı olması gerektiğidir” sözüne Joyce şöyle karşılık verir: “Hayatın ta kendisi olmalıdır.” (s. 50) Joyce, romantizmden realizme adım atmış, yıldızlara tapan Babil halkı Joyce’a göre çok daha gizemli geldiğinden olsa gerek, Kilisenin Tanrı’ya doğa aracıyla ibadet etmeyi bir günah olarak gördüğünü söyleyerek Ulysses’i realizmin başlangıcı olarak belirlemiştir. Sanat eserinde gerçekliğin bulunması gerektiğini ifade eden Joyce, gerçekten yaratıcı olan bir şeyin kısa, öz ve net olanla taban tabana zıt olduğunu söylemiştir. (s. 99)
Power ile Joyce konuşmalarında Turgenyev, Çehov, Hamlet, Puşkin, Dostoyevski, Gogol ve Gide gibi Rus ve Fransız yazarları değerlendirirler, Joyce genel anlamda dâhinin dehasında deliliğin olduğunu ifade eder: “Makul bir adam hiçbir şey elde edemez.” ( Sayfa 82)
Ulysses’i henüz tamamlamış Joyce’la yolu kesişen Arthur Power’ın kaleminden büyük yazarın gizli evrenini okurken, sanata, edebiyata, hayata dair gözlemlerle Joyce’u daha iyi tanıyacak, edebiyata ve yazarlığa karşı yaklaşımını daha iyi anlayacaksınız.
Yunus Emre Tozal
Virgül, Sayı: 129
