11
Eki

Kâinatın Zikri: Karıncanın Aşkı

   Yazan: Yunus Emre Tozal   Kategori tahlil

Ahmet Taşgetiren Avatar filmiyle alakalı yazdığı köşe yazısında (5 Ocak 2010 Salı) filmde görülen kuşları, tarihlere “Fil vak’ası” olarak geçen hadisedeki ebabil kuşlarına benzetir. Pandora dünyasında inançlı ve mutlu bir halk olan Navi’ler, inançlarının sembolize olduğu, kutsal ağaçları ve zikri andıran ritüellerinin bulunduğu “gök insanları”dır. Beyaz adam, Pandora’da bulunan çok kıymetli madene gözünü dikerek, her şeyi göze almıştır. Kutsal ağacın altında bulunan maden, Navi’ler için çok önemlidir. Önemi, manevi boyutundan kaynaklanır. Beyaz adamın hırsına kapılıp Pandora’ya göz dikmesiyle olaylar gelişir, savaş başlar. Filmin Kâbe ve Ebabil kuşlarını çağrıştırdığını söyleyen Ahmet Taşgetiren, Ebrehe Ordusu ile Beyaz Adam’ı da benzetiyor ve filmi şöyle yorumluyor: “Avatar, Kur’an’da geçen kıssaların manevi muhtevasının, çağımız insanına, olağanüstü güzellikte taşınabileceğini örnekleyen muhteşem bir sinema eseri.” Taşgetiren, yazısının sonunda bizler açısından bakıldığında gerekli olan şeyin, Kur’an’daki kıssalarla çağımız arasında ilişki kurabilecek bir zihin grafiği ve orada üretilenleri perdeye taşıyacak sanat performansının üretilmesi olduğunu belirtiyor.

İslam medeniyetinde klasikler, genellikle tasavvufu ve dini kültürü hikâyelerle anlatan eserlerdir. Kur’an kıssalarından yola çıkılarak bir hayat perspektifi sunulur okuyucuya. Kuran kıssaları, günümüz dünyasında insanlığa fikir verecek, çığır açtıracak, ufuk zenginleştirip genişletecek sırlar ihtiva eder. Tıpkı Avatar filminde olduğu gibi, birçok filmde yönetmenlerin İslam medeniyetinin birikiminden ve tasavvuftan ciddi bir etkilenmelerinin söz konusunun olduğu rahatlıkla söylenebilir. Hz. Musa ile Hz. Hızır’ın ilişkisinden Hz. Süleyman Hz Davut arasındaki ilişkiye kadar tüm kıssalara bu gözle bakılabilir. Tarih boyunca mutasavvıf ve şairler, kıssadan hisse anlayışıyla birçok düşünceyi hikâyelerle anlatma, zenginleştirme yoluna gitmişlerdir. Feridüddin Attar’ın İlahinâme adlı eseri de bu klasiklerdendir. İlahinâme dışında Muhtarname, Bülbülname, Pendname, Tezküretül Evliya, Cümcümename, Üştürname, Cevahir Ezzat, Haylaçname, Lisanil Gayp, Heft Vadi, Kenzül Hakayık, Kenzül Esrar ve daha pek çok eser Attar’a isnat edilir. Fakat pek çoğunu Attar’ın yazmadığına dair rivayetler mevcuttur. İslam ansiklopedisindeki makalesinde Prof. Hellmut Ritter, Attar’ın hayatını üç devreye ayırır:

Devamını oku »