17
Ağu

Yaraya merhem “Yahudileşme temayülünden uzaklaşma”

   Yazan: Yunus Emre Tozal   Kategori tahlil

Söze Yahudi asıllı Alman şairi Erisch Fried’in şiiriyle başlayalım: “Dinle ey İsrail! Üstünüze çullandıklarında ben / Sizden biriyim / Şimdi başkasının üstüne çullanırken / Nasıl sizden biri olabilirim?…” Ortadoğu’da sürekli kanayan, durmayan ve durmayacağı, kolay kolay kapanmayacağı gözüken bir yaranın ortasındayız. Yaranın tarihsel gelişimini, nasıl ortaya çıkarıldığını, hangi zihniyetlerin yarayı beslediklerini, yaranın kapanması için neler yapılabileceğine dair araştırmaların sonucunda hazırlanan Dr. Recai Yahyaoğlu’nun hazırlamış olduğu “Yahudi Psikolojisi” adlı kitap, Nesil yayınlarından yayımlandı. İsrail’in kalpleri kanatan, yürekleri burkan icraatlarını inceleyerek, geçmişten günümüze hangi ortak özelliklere ve bu zihniyetin psikolojik arka planında hangi bakış açılarının bulunduğunu ifade etmeye çalışan Yahyaoğlu, algısal saplantılardan karar anı psikolojisine, ayna nöronlardan yapılması gereken paradigma değişimlerine kadar geçmişten günümüze Yahudilerin psikolojisini yakından tanımak ve zihinlerde yer eden sorulara cevap bulabilmenin gerekliliğine değiniyor.

Barışa hizmet edecek bir adım attığını belirten Yahyaoğlu, kocaman devlet adamlarının küçücük bahanelerin ardına sığınarak, aslında ufak çocukların oyunları sırasında oyunbozan yaklaşımlar içinde olmalarına benzer bir role sahip olduklarını fark edememelerinin bedelini, masum insanların ödemek zorunda kalmış olmasının nereye kadar devam edebileceğini sorguluyor. Psikolojik savaşta yenmenin ve yenilmenin olmadığını belirten Yahyaoğlu, düşmanın moral değerlerinin ortadan kaldırılması veya çökertilmesinin birinci amaç olduğunu ama dinlerin rol aldığı savaşlardaysa bu durumun zaferle sonuçlanmasını beklemenin anlamsız olduğunu ifade ediyor. Çünkü dinler ve insanların inançlarına hitap eden ilahi kaynaklar, toplumların hiçbir zaman moral olarak çökmesine izin vermedikleri aşikârdır. Hatta bu bağlamda çekilen acı ve çileler, sürgünler, savaşlar, kanayan yaralar, tüm yıldırma taktikleri zamanla geri tepmeye, etkisiz kalmaya mahkûmdur yazara göre. (s. 86) Zira kimsenin kaybetmediği savaş hiçbir zaman bitmez, kimseye fayda da etmez.

İsrail’i anlayan var mı?

Yahudilerin psikolojisi, ruh halleri, dünyayı ve diğer milletleri algılayışları çok ilginçtir. Hiçbir sözde ve eylemde samimi olmayan, zahiri ile zamiri birbirini tutmayan, içinde bulundukları kin ve nefret duygularının neye dayandığı bir türlü anlaşılamayan, Gazze yanarken alkış tutan Yahudilere, ölçüsüz ve kontrolsüz güç kullandıklarını nasıl izah edeceğiz, nasıl başa çıkacağız? Murat Menteş’in TVNET’de Yeryüzü Notları programına verdiği röportajda söyledikleri, Filistin’de taş üstünde taş bırakmayan İsraillileri anlamaya çalışmanın ne kadar zor olduğunu gösteriyor. Röportajın önemli gördüğüm yerlerini alıntılıyorum: “İsrail’i anlayamıyorum. Hepsi asker olan, öldürmeye programlanmış İsraillileri anlayamıyoruz. Siz anlayabiliyor musunuz, anlayan var mı? Bayram namazından çıkan 4-12 yaş arasındaki çocuklara ateş etmeyi anlayan biri var mı dünyada? Bence bugün dünyada, en büyük mesele İsrail askerinin kim olduğu, ne iş yaptığı, nasıl bir hayat yaşadığı meselesidir. Benim için dünyada en büyük merak konularından biridir, çünkü şunu merak ediyorum: Bir İsrail askeri kendisini nasıl tanımlıyor? Eşi var mı? Çocukları var mı? Onları seviyor mu? Kahvaltıda ne yiyor? Bal yemiş midir hayatında? Ben bunları merak ediyorum çünkü 20. yy.da çok büyük psikopatlar tanıdık, karşısındaki insanın derisini yüzüp kendisine elbise dikenlerden tutun birçok seri katil, dengesiz ve cinayet çıkaran insanlar tanıdık, tarih boyunca da böyle oldu ve bu adamların filmleri yapıldı. Fakat İsrail askeri onlara göre çok daha psikopat. Hiçbir seri katilin hızına erişemeyeceği, hiçbir manyağın, dengesiz, Allah’ın belası lanet olası katilin hızına yetişemediği bir figür var. Biz buna İsrail askeri diyoruz ve fakat kendisi hakkında bir fikrimiz yok.

Biz çocuklarımıza ninniler söyleriz, masallar anlatırız, iltifat ederiz, dostlarımızla selamlaşır musafaha yaparız. Birlikte halay çekeriz, türküler söyleriz. Fakat İsrail’de bunlar yok, bir İsrail ninnisi, bir İsrail türküsü, filmi göremiyoruz. Bombalar, fişekler, tanklar, bunlarla kafayı bozmuş, 60 yıldır sürekli katliam, cinayet, suikast, her gün her dakika baskın, 1948’den beri böyle yaşayan bir grup insan var orada. Bunlar sıradan Yahudiler de değil, çünkü dünyanın başka yerlerde bir takım Yahudiler tanıyoruz, Amerika’da, Macaristan’da filan. Hikâyeler yazıyorlar, film yapıyorlar. Fakat İsrail’de bunlar yok, barışı bile cinayetle sürdürebilen bir halkı merak ediyorum cidden, meraktan öleceğim yani! Uzaylıların bile dünyaya geldiklerinde “Selam dünyalı, biz dostuz” dediklerini düşünürüz, İsrail askeri ile uzaylı kadar bile bir yakınlığımız, ilişkimiz yok. Hiçbirimiz, hiç kimsenin, dünyanın hiçbir yerinde İsrail askeri ile aynı apartmanda oturmak isteyeceğini zannetmiyorum. Hiçbir insani ilişki kurulamayacak bir yaratık söz konusu… Biz farelerle, maymunlarla bile daha kolay iletişim kuruyoruz. Onların hakkında İsraillilerden daha çok şey biliyoruz…

Devamını oku »