27
May

Belleğin kuytularından iç dünyaya yolculuk

   Yazan: Yunus Emre Tozal   Kategori tahlil

Belleğin Kuytularından Hilmi Yavuz’un ironi ve mizahı elden bırakmayarak, olabildiği kadarıyla mesafeli ve soğukkanlılığıyla yazdığı portre yazılarını bir araya getirip derlediği Timaş Yayınları’ndan yayımlanan son kitabı. Portrelerin arasında hem dostlarının hem de dost olmadıklarının bulunduğunu belirten Yavuz, zor olanın dostları yazmak, talihsiz olanın ise dost olmadıklarını yazmak olduğunu ifade ediyor. Yavuz kitapta portrelerini yazdığı kişilerin bir kısmının sevdiği insanların ölümlerinden ardından, bir kısmınınsa hala hayatta olan kişilerin ardından yazdığını belirttikten sonra, portre yazarının tarafsız olamayacağını da ifade etmesi, kitaba daha başlamadan portrelerin ne kadar samimi ve içtenlikle yazılmış olacağı hissini veriyor okuyucuya. Nitekim öyle de.

Attila İlhan ile Hilmi Yavuz’un hasbelkader şairlik ve yazarlık dışında, ilk gençlik yıllarını Anadolu’nun kuş uçmaz kervan geçmez ilçelerinde geçirmeleri gibi bir ortak kaderi daha paylaşmalarını okurken, diğer yandan da o zamanların siyasi olaylarını da irdeliyor Yavuz. Yavuz’un Attila İlhan’ın tek parti cumhuriyet idarecilerinin problematiği tespiti, rejimin Türk halkı için kurulduğunu ancak Türk halkından hemen hemen kopuk olduğunu da açıklaması, okuyucuya sadece kişisel bir Attila İlhan portresi okutturmuyor, tarih, siyaset, anı ve hatıra ekseninde dönemin siyasi ve kültürel tartışmalarını da gündeme taşıyor.

Yer yer yazarların kişisel özelliklerinden ve hayat prensiplerinden yola çıkarak kişisel dostluklarını anlatmaya, anılarını paylaşmaya, yer yer de portresini yazdığı yazar hakkında genel değerlendirmeleriyle o yazarla defa tanışacak olan okurlar için bir köprü vazifesi görevi üstleniyor Yavuz. Behçet Necatigil’in iç dünyasına yolculuk yaparak, odasının dünyadan büyük olduğunu belirten Yavuz, aynı zamanda Necatigil’in mütevazılığını da değiniyor, söze “bir şiirimde demiştim ki…” diye hiç başlamadığını belirtiyor. “Beni bana gösterdi” diyerek Necatigil’in iç dünyasını nasıl etkilediğini ifade eden Yavuz, genellikle portrelerde okuma dünyasını nasıl inşa ettiğini, kimlerden nasıl ve nerede etkilendiğini, kimlerle vakit geçirip arkadaşlıklar kurduğunu anlatıyor Belleğin Kuytularından’da.

Yavuz, portrelerinde sadece hatıra, anı ya da o zamanların gündemlerine bağlı kalmayıp, eleştirel yazılarına da yer vermiş. Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın şiirini hiç değiştiremediğini ve büyük yeteneğinin rantını mirasyedice yiyip tükettiğini söylüyor Yavuz. Dağlarca’nın kendisine “yabancı dil öğrenmediği için mutlu olduğunu” belirtmesinin gerekçesinin, yabancı dil bilince ‘ecnebi’ şairlerin etkisinde kalmasından korktuğunu ifade etmesi, Necatigil gibi ya da Oktay Rıfat gibi şiirini sürekli olarak değiştiremediğini, değiştirse de şiirini dile getiriş şeklinin hep aynı kalmasının sonuçlarından olabileceğini belirtiyor. Dil öğrenerek körü körüne Batılılaşmaya da karşı çıkan Yavuz, Hasan Ali Yücel’in klasikleri çevirdiği gibi aynı zamanda ‘Şark-İslam Klasikleri’nin de çevrilmesine öncülük ettiğini hatırlatıyor. Yücel’in uyanış devrinin yeni bir uygarlığa bağlanmak kadar, köklerini yitirmemek anlamına da geldiğinin bilincinde olduğunu belirten Yavuz, Yücel’in Batı düşüncesinin inceliklerini kavramış bir Avrupalı zihninin olmasının yanı sıra Fuzuli’ye de nazire oluşturacak bir ‘Mürettep Divan’ sahibi olduğunun altınızı çiziyor.

Kitapta Cemil Meriç, Kemal Tahir, Recep Bilginer, Cemal Süreya, Sezai Karakoç, Attila İlhan, Erdal Öz, Halit Refiğ, Demirtaş Ceyhun, Fethi Gemuhluoğlu, Cinuçen Tanrıkorur… gibi birçok yazar, şair, müzisyen, yönetmenlerin biyografileri, hatıraları, anıları, hayat prensipleri mevcut. Turgut Cansever’i Türk entelektüel hayatında yol açıcı olduğunu, Hilmi Yavuz’un Sezai Karakoç ile nasıl tanıştığını, Tarık Buğra’nın nasıl biri olduğunu ya da Halit Refiğ’in üç büyük idolünü okumak, kitaplarını okuduğunuz ve de etkilendiğiniz kişileri daha yakından tanımak isteyenler için önemli bir kitap Belleğin Kuytularından. Geçmişe dönerek, hatıralara karışarak, yazarın odasına girerek, Hilmi Yavuz’un dostlarıyla tanışma anlarında bir iskemle bulup oturup dinleyerek, okuyucu da kendi iç dünyasına yöneliyor, okuma serüvenini gözden geçiriyor.

Kitapta portreleri bulunan yazarlar, şairler, müzisyenler ve yönetmenler hakkında bazen iki, bazen üç yazı yazılmış. Aynı kişiler hakkında yazılan yazılar, genellikle art arda sıralansa da İlk Gençliğin İdolü: Attila İlhan yazısının Attila İlhan yazılarının arasına alınmaması, gözden kaçmış olmalı. Kitabın isminin altında bir cümle var dikkatimi çeken: “Susanlara hiçbir şey sormayınız”. İngiliz yazar Gilbert Keith Chesterton, “Susmak, dayanılması çok güç bir yanıttır” derken de, bu noktayı kast ediyor galiba.

http://www.milligazete.com.tr/makale/bellegin-kuytularindan-ic-dunyaya-yolculuk-164502.htm

Yunus Emre Tozal

26 Mayıs 2010, Milli Gazete