30
Ağu

Kur’an’daki Anne…

   Yazan: Yunus Emre Tozal   Kategori tahlil

İslâm medeniyeti, maneviyatı yüksek ve sağlıklı bir aile düzeni kurarak, toplumda anneye çok şerefli bir yer vermiştir. Ailenin toplumdaki yeri ve önemi, insanlığın varlığı ve devamı için gerektiği gibi dünya hayatının da düzen ve nizamı için gereklidir. Ümmet kelimesinin de anne kelimesinden türetilmiş olması, insanlığa anne gibi şefkat ve merhamet abidesi kesilen toplumun, insanlığın mayası; bir nevi anne görevi yüklemektedir. İslam, aile esasına dayanan bir toplumsal düzen olduğundan dolayı, ailenin oluşumundaki bireylerin her birinin sorumluluğuna çok önem verir. İslam’a göre aile, içinde huzur, mutluluk, merhamet ve şefkat, güzellikler bulunan ve tüm bunları aile fertlerinin birbirleriyle paylaşarak oluşturduğu bir yuvadır. Bu yuvanın en önemli özellikleri, aile fertlerinin birbirleri arasındaki muhabbet, sevgi, şefkat ve merhamettir. Nasıl ki tohum toprak altında güvenceli bir yerde filizleniyorsa, çocuklar da anne ve babanın samimiyetleri, huzur ve güven veren yuvasında filizlenip büyürler. “Bir çift ayakkabı” olarak benzetilen İslam’ın kadın-erkek benzetmesi, müthiş bir benzetmedir, zira biri olmadan diğeri hiçbir işe yaramaz; iki ayakkabı da aynı ama ikisi de birbirine muhtaçtır. Aile kurumunu bir çift ayakkabı olarak görmek; görebilmek sorunun temeline inmeye vesiledir.

Müslüman denince akla gelmesi gereken takva, samimiyet, fedakârlık, sevgi-saygı, nezaket, cesaret, tevazu, kanaat gibi kavramların ete-kemiğe büründüğü ve hayatın içine girdiği bir toplumsal yapıyı oluşturmak, her Müslüman’ın üzerine vazife olduğu bir sorumluluktur. Emr-i bi’l-ma’ruf ve nehy-i ani’l-münker’i hayatın temel ilkesi yapan bir toplumsal yapının oluşturulması, toplumun en küçük birimi olan aileden başlar.

Toplumun birlik ve beraberliğinde, sağlıklı nesillerin yetiştirilmesinde, toplumun çağların yıkıcılığına dayanıklılığında ve medeniyetin oluşturulmasında ailenin önemi şüphesiz çok önemlidir. Aile çocuğun doğuştan üyesi olduğu en küçük toplumsal kurum; en küçük yapı taşıdır. Çocuk ilk toplumsal davranışları, aile üyeleri ile etkileşim kurarak ve onları taklit ederek öğrenir. Aile içi huzur ve güvenin fıtrattan olduğuna dair Kur’an’da ayetler de vardır:

“Ve O’nun ayetlerinden olarak sizin için nefislerinizden zevceler yaratmıştır ki, onunla sukûn bulasınız. Ve sizin aranızda sevgi ve rahmet (merhamet) kıldı (oluşturdu). Muhakkak ki bunda, tefekkür eden (düşünen) bir kavim için mutlaka ayetler (deliller) vardır.” “Onlar sizin için, siz de onlar için birer elbisesiniz…”

Kur’anî bakış açısından hareketle hayatımızı Kur’anî hayat ile inşa etmemiz için, tüketim çağında yaşayan ve değerleri tüketmeye başlayan bizlerin artık İslam’ın inşa etmeyi hedeflediği ‘ekrem’ birey(ler)i inşa etmemiz, yaşadığımız çağda daha da önemli bir boyut kazandı. Tüketecek bir şeyleri kalmayan insanların bir müddet sonra karşılarındaki kâinata ‘eşref-i mahlûkat” olmak için gönderilen insanı, sonra toplumun en küçük birimi olan aileyi, evliliklerini, en sonunda da kendilerini tükettikleri aşikârdır. Toplumun en küçük birimi olan ailenin içindeki muhabbetin yönü, seyri, toplumu oluşturan bireyleri de etkileyeceğinden, toplum içinde Allah’ın bak dediği yerden bakabilecek şahsiyeti inşa etmeye çalışmamız, aynanın karşısına geçerek aile içi iletişimimizi sorgulamamızı gerektirir.

Arapça olarak “bir şeyin başlangıcında veya varlığında, yetiştirilmesinde ve iyileştirilmesindeki temel unsur” anlamına gelen “el ümm” kelimesi, anne kelimesinin de köküdür ve ıstılah manasında “her şeyin aslı”na tekabül eder. Bu yönüyle kelime, Hz. Havva’ya dayanır ki bu yüzden de “Hz. Havva beşerin annesidir” denilmektedir. The Crow filminden bir replikle,”Anne, bütün çocukların kalplerinde ve dudaklarında Tanrının adıdır.”

“Kur’an’daki Anne” konusunun üzerine çalışan, annesinin ama özelde de anneannesinin tesiriyle büyüyen R. Adeviyye Akbulut’un çalışması, Nesil yayınlarından yayımlandı. Belli bir devrin ve düşüncenin karanlık günlerinde mahalle çocuklarına Kur’an öğrettiği gerekçesiyle hapse alınmış bir anneannenin kucağından büyüyüp, yıllar sonra “Kur’an’daki Anne” çalışmasıyla duygu ve düşüncelerini yaptığı araştırmalarının kitaplaştırılması, çok manidar olsa gerektir. Samimi ve içten anlatımıyla kaleme alınmış eser, aynı zamanda yazarın yüksek lisans tezindeki araştırmalardan müteşekkilse de, zaman zaman genişletilerek Cenabı Hakkın annelere vermiş olduğu hak ve sorumlulukları “annelik müessesesi” başlığı altında inceliyor.

Ailedeki bireylerin görev ve sorumluluklarını da inceleyen yazar, özellikle Kuran’daki anne kavramını İslam medeniyetine göre tahlil etmekle birlikte, Hz. Meryem, Hz. Âmine, Hz. Hacer gibi peygamber annelerinin hayatlarını da inceliyor. Aileyi toplumun özü, anneyi de ailenin özü olarak tanımlayan yazar, özün özünde sadece şefkatin bulunduğuna dikkat çekiyor. Annelerin şefkat iksiri taşıdıklarını belirten yazar, şefkat iksirinin nasıl kullanılacağını Kur’an’dan örneklerle açıklıyor.

http://milligazete.com.tr/makale/kurandaki-anne-175220.htm

Yunus Emre Tozal

30 Ağustos 2010, Milli Gazete