
İlk Müslümanların üçüncüsü, çocuklardan ise birincisi olan Hz. Ali, hicretten yirmi üç yıl önce doğmuş (m. 599), Peygamberimiz gibi altmış üç yıl yaşamıştır. 8 yaşında Müslüman olan Hz. Ali, Müslüman olana kadar puta tapmayı reddettiği için kendisine ‘keremullahi veche’ denilmiştir. Hz. Ali dokuz veya on yaşında Müslüman olmuştur. Hz. Hatice’den sonra ilk Müslüman olan kişi Hz. Ali’dir. Bazı tarihçiler Hz. Hatice’den sonra Hz. Ebu Bekir, sonra Hz. Ali’dir derler. Bazıları da rivayetlerdeki bu farklılığı kadınlarda Hz. Hatice, erkeklerde Hz. Ebu Bekir, çocuklarda Hz. Ali, kölelerde Zeyd b. Harise diyerek tevfik yolunu seçerler. Rivayete göre Müslüman oluşu şöyle gerçekleşmiştir: Bir gün Hz. Ali, Allah Resulü ile Hz. Hatice’yi namaz kılarken görür ve “Bu nedir?” diye sorar. Peygamberimiz “Bu Allah’ın kendisi için seçtiği ve onun için Peygamberler gönderdiği dinidir” der ve “Seni ortağı olmayan bir tek Allah’a iman etmeye, Lât ve Uzza putlarını reddetmeye çağırıyorum” diyerek onu İslâm’a davet eder. Hz. Ali “Bu benim, daha önceden hiç duymadığım bir şey. Babama sormadan hiçbir şeye karar veremem” cevabını verir. Fakat Hz. Peygamber (s.a.s.) o günlerde dini açıktan anlatmaya başlamadığı için, bunun duyulmasını istemez ve Hz. Ali’ye “Ey Ali! Müslüman olmasan bile, bunu gizli tut. Kimseye söyleme” der. O gece Hz. Ali derin düşünceler içine dalar, Allah’ın İslâm’ı kalbine koymasına mukabil de ertesi sabah “Dün beni neye davet etmiştiniz?” diyerek Efendimizin huzuruna tekrar gelir. Allah Resulü (s.a.s.): “Allah’tan başka ilah olmadığına, Onun tek ma’bud olduğuna şehadet getir. Lât ve Uzza putlarını reddet. Allah’a herhangi birini ortak koşmaktan sakın” buyurur. Hz. Ali de kelime-i şehadet’i getirerek Müslüman olur. “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” sözünün sahibi Hz. Ali, ilim şehrinin kapısı olarak görülmüş, Efendimiz tarafından toprağın babası (Ebu Turab) ismiyle anılmıştır.
Peygamber Efendimizin hadisinde belirttiği gibi insanlığa kurtuluş içi bıraktığı birisi diğerinden uzun iki ipten, (Kur’an ve Ehl-i Beyt) ikincisinin, Efendimizden sonra gelen reisi olan Hz. Ali, Efendimizin “Ben ilmin şehriyim; Ali de bu şehrin kapısıdır” hadisine mazhar olmuştur. Arkasından ümmete bıraktığı aforizmalarla ve kendisine sorulan sorularla verdiği cevaplarla hafızalarda yer edinmiştir. Hz Ali’ye sormuşlar “Ya Allah ve ahiret yoksa?” Hz. Ali’de cevaplamış “Eğer yoksa inanmakla benim kaybedeceğim bir şey yok ama eğer varsa sizin kaybedeceğiniz çok şey var.”
Hz. Peygamberin hakkında “İslam dini onunla direnecektir” dediği Hz. Ali, “Allah’ın arslanı” lakabıyla da anılmış, savaşçı kişiliğiyle İslam tarihinde gösterdiği kahramanlıkları dillere destan olmuştur. Savaşçı ve devlet adamı kişiliğinin haricinde iyi bir şair ve hatiptir aynı zamanda Hz. Ali:
“ilacın sendedir de farkında olmazsın
derdin de sendedir fakat görmezsin
sanırsın ki sen sade küçük bir cisimsin
oysa sende dürülmüş en büyük alem”
Bir savaşta düşmanına kılıcını doğrultup öldürmek üzereyken düşmanın yüzüne tükürmesi üzerine “şimdi seni öldüremem zira nefsim adına yapmış olurum” sözleriyle nefsini yenen ve İslam âlemine örnek davranışıyla anlatılan bu ve benzeri hadiseler, Hz. Ali’nin şahsında toplanarak tüm insanlığa tezahür etmiştir. İnsanın eşref-i mahlûkat olma yolundaki çabalamalarını, Hz. Ali’nin hayatında meydana gelmiş hadiselerin inceliklerinde görüyoruz. “İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi ” diyen Hz. Ali, insanın özüne, eşyaya ve kâinata bakışına dair, insanlarla olan ilişkilerinden toplumla kuracağı ilişkilere kadar söylediği aforizmalarıyla insan-ı kâmil’i tarif etmiştir. “Bilmediğiniz şeyi söylemeyiniz. Çünkü gerçeğin çoğu, inkâr ettiğinizdir” diyen Hz. Ali’nin “İlim bir noktaydı, cahiller onu çoğalttı” sözü de meşhurdur. Müslümanların gözünde ahlakıyla, ilmiyle ve cesaretiyle gündeme gelen Hz. Ali, aynı zamanda vahyin kâtibidir. Hudeybiye Antlaşması’nda sulh şartlarının yazılmasında vazife alan Hz. Ali, Mekke-i Mükerreme fethedilince de Kâbe’deki putları temizleme vazifesini Peygamber Efendimiz Hz. Ali’ye vermişti.
Prof. Dr. Murat Sarıcık’ın vahyin kâtibi Hz. Ali’nin hayatını ele aldığı “İlim Şehrinin Kapısı Hz. Ali (r.a)” adlı eseri, Nesil yayınlarından yayımlandı. Kitabı altı bölüm olarak hazırlayan Sarıcık, ilk iki bölümde Hz. Ali’nin Mekke’de ve Medine’de geçirdiği Efendimizin vefatına kadar olan yılları, üçüncü bölümde ilk üç halife dönemindeki yılları, dördüncü bölümde hilafet yıllarını inceliyor. Beşinci bölümde Hz. Hasan’ın hilafetine ve son bölümde de Hz. Peygamber (a.s.)ın dilinden Hz. Ali’yi anlatıyor. Bu geniş hacimli eser, içinde bulunduğumuz mübarek günlerde Hz. Ali ile tanışmamış olanlara fırsat sunarken, Hz. Ali ile daha önce tanışanlar içinde yeniden bir tanışma kapısı aralıyor. Sahabeyi kiramın hayatlarını okuyarak onların hayatlarındaki sırları, olaylara bakış açılarını, iç dünyalarını nasıl inşa ettiklerini tekrar tekrar okumak, tekrar tekrar kendimizi ve hayatımızı sorguya çekmek, hakikati idrak ederek varoluşumuzun farkına varabilmek dileklerimle…
http://milligazete.com.tr/makale/vahyin-kâtibi-hz-ali-175798.htm
Yunus Emre Tozal
4 Eylül 2010, Milli Gazete
