29
Oca

Dört Mevsimden Yapraklar

   Yazan: Yunus Emre Tozal   Kategori tahlil

Cumhuriyet döneminin ilk öğretmenlerinden Halide Nusret Zorlutuna, meşrutiyet döneminde Kerkük’te mutasarrıflık yapmış olan ve hürriyet mücadeleleriyle tanınan Avnullah Kâzimî’nin kızıdır. Yazar Pınar Kür’ün teyzesi, Emine Işınsu’nun annesidir. Anılarını topladığı eser olan Bir Devrin Romanı, Asena Meriç’in editörlüğünde Timaş yayınlarınca 3. baskıya ulaştı. Halide Nusret, Trablusgarp Harbi’ni, 31 Mart Vakası’nı, Birinci Cihan Harbi’ni, Cumhuriyet yıllarını ve sonrasında Türk modernleşmesinin en sancılı dönemlerini, samimi ve içten bir üslupla anlatmaktadır. Özellikle çocukluk, gençlik ve öğretmenliğe başladığı ilk yıllarını anlattığı kitap, zaman açısından Türk modernleşmesinin belki de en sancılı dönemlerinde geçtiği için, zamanın toplumunun yaşadıkları değişim ve dönüşümlere, Birinci Cihan Harbi sonrasında “hür ve müstakil” olarak adlandırdığı cumhuriyet yıllarına tanıklık etmesi, zamanın ruhunu anlayabilmek adına önemli. Kendi ifadesiyle “kimi diken kimi gül kimi ateş” olan anılarıyla Bir Devrin Romanı’nı yazar, 25 yıl süren bir geçit resmi gibi “çağın romanı” olarak tanımlıyor.

Hatıralarına önce Dört Mevsimden Yapraklar adını vermeyi ama hastalanınca telaşlanarak, içini dört mevsimden bir yaprak bile göçüp gitme kaygısı doldurduğundan vazgeçtiğini, yazarken de acele edişinin bu telaş yüzünden olduğunu ifade eden yazar, otuz yıllık hayatının hatırlayabildiği yirmi beş senesini demet demet önümüze seriyor. Yazarın yaşadıklarını anlatarak topluma sosyal, kültürel ve psikolojik yönden ışık tutması, muhafazakâr bir kadın aydın gözüyle değerlendirmelerinden ve olaylara duygusal açıdan da bakabilmesi açısından anıları önemli kılıyor.

Halide Nusret 1901 yılında İstanbul’da doğmuş, ilk tahsilini ailesinden özellikle de babasından ve özel hocalarından almıştır. Kerkük’te özel hocalardan bir yandan Türkçesini diğer yandan Arapça ve Farsça bilgisini kuvvetlendirmiştir. Bir yandan eğitimin alırken, diğer yandan babasından nişancılık eğitimi de almaktadır. Hayattayken pek önemini kavrayamadığı babasından çok etkilenmiştir. Kerkük’te mutasarrıf babasının konu komşudan en ufak hediyeler dâhil, kimseden hediye almaması, kimseden hediye almadan görevini ifa etmeye çabalaması, kimseye minnet etmeden yaşama çabasından çok etkilenmiştir. (sayfa 49)

Birinci Cihan Harbi’nin başladığı sıralarda ailecek İstanbul’a dönerler. İstanbul’u hayalleriyle birlikte gelir, ilk ayak basacağı zaman kimseye sezdirmeden düşer gibi yaparak yere çöker ve peçesinin altından taşları öper. (sayfa 99) Halide Nusret Erenköy Kız Lisesi’nde tahsiline devam eder. Zorlutuna’nın yazarlık hayatına girişi Erenköy Kız Lisesi’nde orta tahsilini yaparken babasını kaybetmesi üzerine yazdığı “ağlayan kahkahalar” adlı yazısıyla olmuştur. Bu yazısı 1917 yılında “talebe defteri” adlı derginin açtığı yarışmada birinci olmuş ve neşredilmiştir. On dokuz yaşında iken ilk romanı olan “Küller”i kaleme alır. Bu arada İstanbul Darülfünunu’na -edebiyat fakültesi tarih bölümü- devam eder. Bu süreçte kendisini okumaya verir, romanlar okur, edebi kültürünü arttıracak kitaplar okumaya başlar, şiirler yazar. Zamane şairlerinden Şukufe Nihal ile sıkı bir dostluk kurar. Refik Halid, Reşat Nuri, Yakup Kadri, Celal Sahir, Halit Fahri, Orhan Seyfi, Faruk Nafiz, gibi pek çok kalem erbabı ile arkadaşlık eder.

Mütareke yılları başlayınca çalışmak zorunda kalan şaire, Darü’lmuallimat’ta imtihana girerek öğretmen olma hakkını kazanır. Tanrı’nın kendisini öğretmen olsun diye yarattığına inanan Halide Nusret, öğretmenliğe şifasız bir tutkuyla tutulmuştur. Bu tutku ömür boyu sürüp gidecektir. Nitekim birçok öğretmenin gitmeye çekindiği, hatta gitmemek için istifayı göze aldığı bölgelere bile giderek öğretmenlik yapar, yöre halkının dertlerine ortak olur. Halide Nusret’e göre öğretmenlik kutsaldır, zira ilk öğretmenliğinden 1957 yılında kendi isteği ile emekli oluncaya kadarki süreçte, her öğrenciye özel notlar tutarak öğrencilerin ruhlarına inmeye çalışır. Öğrencilerinin iç âlemlerini tanımaya çalışır, nitekim tutulan bu özel alışmalar ileride Benim Küçük Dostlarım adlı kitabıyla yayımlanmıştır.

1926 yılında süvari yarbayı aziz Vecihi Zorlutuna ile evlenir. 1930 yılında Ergün adlı oğulları ve 1938 yılında da kızları Emine Işınsu dünyaya gelir. 1930 yılından sonra kocasının tayin edildiği yere birlikte gider. Kırklareli, Karaman, Kars, Urfa, Maraş, Sarıkamış gibi. 1975 yılı birleşmiş milletler tarafından “kadın yılı” olarak ilan edildiğinde “kadının sosyal hayatını inceleme ve araştırma derneği” tarafından düzenlenen sergi ve toplantıda Halide Nusret’e “ümmül muharrirat” (kadın yazarların annesi) unvanı verilmiştir. 1980lerin ilk yıllarında bir süre töre dergisini çıkarmış olan yazar, 1983 yılında basın yayın genel müdürlüğü ile Türk basın birliği tarafından “Basın Mesleği’nde 50 yıl şerefli hizmet” belgesiyle plaket verilmiştir. Son yıllarında yüksek tansiyon ve romatizmadan rahatsız olan Zorlutuna, 1984 yılında vefat etmiştir.

Zorlutuna, şiirlerinde hece ölçüsünü; romanlarında da konuşulan Türkçeyi kullanmıştır. İnce ruhlu, hassas şairlerimizden olan Halide Nusret’in kendi hayatından izler taşıyan bu eseri okurken, aynı zamanda da bir devrin tarihine de tanıklık edeceksiniz.

http://www.milligazete.com.tr/makale/dort-mevsimden-yapraklar-151416.htm

Yunus Emre Tozal

29 Ocak 2010, Milli Gazete