Putkıran düşünür Nietzsche, “Putların Alacakaranlığında” kitabında insanın fıtratını dikkate almayan Batı zihniyetinin saf-kurgusal aklı ile Hıristiyan-Kilise’nin, anarşizme ve nihilizme yol açtığına değiniyor. İnsanın boşluğa sürüklendiğini, aciz bırakıldığını, giderek güçsüz bırakılması karşısında insanın iç dünyasındaki savaşa hazır olması gerektiğini bahsederken, kitabını da şöyle tanımlıyor: “Bu küçük kitap, büyük bir savaş ilanıdır”.
İçindeki putları kırarak Müslüman olan Kanadalı gazeteci ve yazar Fred A. Reed, Nesil yayınlarından çıkan “Parçalanmış İmgeler” kitabında, Suriye’de militan putkırıcılığın kökenlerine yolculuk yapıyor, Müslümanların düşünsel eyleminde putlaştırdığı nesneleri, özellikle siyaset arenasında putlarla nasıl hâlâ koyun koyuna yaşadıklarını tarihsel bir süreç içinde değerlendiriyor. Halep, Hama, Humus, Şam gibi önemli beldeleri gezerek, yatay ve dikey seyahatler sırasında geçmişin bugüne etkilerini net bir şekilde ortaya koymaya çabalayan yazar, Suriye hakkında bilinmeyenleri de ortaya koyarken, bugünkü Suriye’yi geçmişle karşılaştırarak analizler yapıyor, Beşşar Esad’ı da Şam’ın son Cemal Paşa’sı olarak değerlendiriyor. Yazara göre, Emevilere tam zıt bir ideolojik yapılanma ve konumlanma içinde bulunan Esad hanedanlığı, aslında Şam’ın son Emevi hanedanlığıdır, dolayısıyla da Esad Hanedanlığı’nın bitişiyle birlikte İslam dünyasında başlayan putkırıcılık, Suriye’de de başlayacaktır.
Hz. İbrahim’in balta darbesi gibi putları kırmanın yolunun, öncelikle insanın iç dünyasında hakikat yolculuğuna çıkması gerekliliğinin altını çizen yazar, İslam’ın da bu noktada fonksiyonunu şu sözleriyle dile getiriyor: “Müslüman olduktan sonra çok daha iyi anladım ki her türlü putperestliğe karşı olmak İslam’ın en büyük mesajlarından biriydi. Teorik ve entelektüel merakımla başlayan bu araştırma benim için yeni bir anlam kazandı, manevi kişiliğimin bir parçası oldu”. Parçalanmış İmgeler kitabında Peygamber yolundan trajik sapmaların İslam Dünyasını nasıl şekillendirdiğini araştırdığını belirten yazar, İslam dünyasında cereyan eden tartışmaların zemininde zamanın politik, sosyal ve ekonomik şartlarının gözetilmediğini, sorunların da bu noktadan başladığını ifade ediyor.
İmgelere ibadet edilmesini engellemek amacıyla yapılacak her girişimin, insanın ilahi olanı -hakikat- algılamasını simya ile değil, siyasi bir irade ile dönüştürme; yani siyasi yoldan insanın semavi olana bakışını değiştirme eylemiyle putkırıcılığı birebir olarak görmenin de ters dönmüş bir tasavvurdan kaynaklandığını örneklerle açıklıyor. Düşünce yasaklarına baltayla cevap verilmesini sorgulayan yazar, hiçbir eylemin ikonastlara tamamıyla kapıların açılması gerekliliğini getirmediğini, ikonastların put kırarken her şeyi mahvedebileceklerinin de göz önünde tutulması gerekliliğinin altını çiziyor. Yazar, ikonastların gelecek nesillere kendilerini alt edecek düşmanlık ve utançtan başka bir şey bırakmamasının onların suçu olmadığını belirtirken, imgeleri tahrip ettikleri kadar kellelleri de uçuran bu kişilere karşı, “her şeyi yok ederek” başa çıkılamayacağı iddiasında.
Putkırıcılığın kökeninin Peygamber’in hilafetiyle doğrudan ilişkili olduğunu belirten yazar, Mustafa İslamoğlu’nun “Yahudileşme Temayülü” eserinde Yahudileşmenin mantığının tehlikeli olduğunu, dolayısıyla da Yahudileşen zihniyetli insanların hâlâ olabileceğini belirttiği gibi, hareketin başında bulunan ismi değiştirmekle siyaset arenasında müsemmanın değişmeyeceğini belirtiyor.
Yazarın deyişiyle yok olan bir dünyada mağlup ama inatçı bir fikrin, ‘ehl-i kitab’ı görsel temsil döküntüsünden kurtarmayı amaçlayan talihsiz, donkişotvari ve neredeyse başarılı bir seyahat yazısının imgelerin kasten parçalanmış haline götürmesi, yazarın ikonaklazma (putkırıcılık) hareketine de geçişi sağlıyor. Putkırıcılığı irrasyonel tarihi patlama olarak gören yazar, Batı’nın İbrahimî geleneğin son peygamberinin öğretisine karşı atağa geçmesini, Suriye sınırlarında hem saldırgan hem de işgalci bir şekle bürünmesinin temellini teşkil ettiğini belirtiyor.
Putkırıcılık hareketinin izini süren bir seyyahın kaleminden, tarihin izlerinden yola çıkarak, şahısları, mekânları tanımak, olaylar arasında ilişki kurmak, analizler yapmak için Parçalanmış İmgeler, iyi bir perspektif sunuyor. Aynı zamanda dünyanın en eski şehirlerinin zamansızlığın sanki her daim var olan bir toz gibi asılı halde bulunan dar sokaklarında medeniyetleri katman katman gezmek, tarihin tekerrürü hakkında insanı simülasyon cihazıyla baş başa bırakıyor.
http://www.milligazete.com.tr/makale/parcalanmis-imgelerden-putkiriciliga-149356.htm
Yunus Emre Tozal
Milli Gazete, 11 Ocak 2010

